Preemies türkçesi Preemies nedir

Preemies ingilizcede ne demek, Preemies nerede nasıl kullanılır?

Preemie : Erken doğum. Erken doğmuş bebek.

Preeminence : Üstün olma. Üstünlük.

Preeminent : Üstün.

Preeminently : En üst seviyede. En üstün şekilde. Rakipsiz bir biçimde.

Preemphasis : Önvurgulama.

Preemptive strike : Karşı tarafın muhtemel saldırısına karşı önceden yapılan saldırı. Ön-vuruş. Engelleyici savaş. Engelleyici darbe. Önleyici savaş. Önleme vuruşu. Engelleyici harekat. Önleyici harekat. Önleyici vuruş. Engelleyici vuruş.

Preemption : Rüçhan hakkı. Ön alım hakkı. Herkesten önce satın alma hakkı. Önalım hakkı. Önalım. Satın almada öncelik hakkı. Önce satın alma hakkı. Şufa hakkı.

Preemptive pricing : Yerleşik firma ya da firmaların fiyatlarını, piyasaya yeni rakiplerin girmesini önleyecek düzeyde tutmasına yönelik fiyatlandırma stratejisi. Engelleyici fiyatlandırma.

Preemptive marketing : Engelleyici pazarlama. Yeni bir teknikle piyasaya giren ilk firmanın reklam kampanyalarıyla ve pazarlama stratejileriyle tüketicileri ikna ederek kendinden sonra girecek firmalar karşısında rekabet üstünlüğünü ele geçirmesi.

Preemptions : Satın almada öncelik hakkı. Ön alım hakkı. Herkesten önce satın alma hakkı. Önalım. Önce satın alma hakkı. Şufa hakkı. Rüçhan hakkı. Önalım hakkı.

 

İngilizce Preemies Türkçe anlamı, Preemies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Preemies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stipulation : Şart koşma. Koşul. Madde. Taahhüt. Garanti. Garanti edilen şey. Kayıt. Şart koyma. Şart.

Premiere : Prömiyer. Önoynatım. Öncelik oynatımı ile ilk oynatım arasında yer alan ya da öncelik oynatımı yapılmadığı vakit bazı önemli filmler için özel bir törenle yapılan oynatım. Bir oyunun oynanışının ilk gösteri gecesi. Operada baş kadın oyuncu. Baş balerin. Filmin ilk gösterimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Baş kadın oyuncu (opera). Galasını yapmak.

Minor premise : Küçük terim. Küçük önerme.

Premature birth : Prematür doğum. Yavrunun gebelik süresini tamamlamadan canlı ve dışarıda özel bakım ve özen sayesinde yaşayabilecek bir durumda doğması, prematür doğum, dismatür doğum.

Assumption : Farz. Taslama. Bir kanıtlama ya da geçerleme sürecinde usavurma zincirini tamamlamak üzere kimi halkaları doğru ya da geçerli sayma. Varsayım. Takınma. Azamet. Farzetme. Hazreti meryem'in göğe kabulü. Zan. Üzerine alma.

Premise : Dayanak çekidi. Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri. Kaziye. Terim. Önerme. Öncül. Önceden açıklamak. Mukaddem. Temel dayanak. Mukaddeme.

Posit : Yerine koymak. Oturtmak. Yerleştirmek. Varsaymak. Önermek. Farz etmek. Farzetmek.

Major premise : Büyük terim. Büyük önerme.

 

Scenario : Durum. Doğaçlamaya dayanan italyan halk tiyatrosu, commedia dell'arte türünün sahnedeki oyun için gerektirdiği özet taslak. ortaoyunu da önceden hazırlanmış bir taslak doğrultusunda oynanırdı. Tasarı. Oynanca. Plan. Senaryo. Eylemli gözlem koşulları yaratmak üzere bireylere çeşitli üstlenceler yükleyerek bir toplumsal kesiti yansıtan oyun metni.

Preemies synonyms : preemie, condition, dysmature birth, major premiss, postulate, precondition, minor premiss, first, subsumption, thesis.

Preemies zıt anlamlı kelimeler, Preemies kelime anlamı

Last : Bozulmamak. Sürmek. Ölüm. Devam etmek. Sonuncu kimse. Gitmek. Çekmek. Sonuncu. En son. Sonuncu olarak.