Preemptive pricing türkçesi Preemptive pricing nedir

  • Yerleşik firma ya da firmaların fiyatlarını, piyasaya yeni rakiplerin girmesini önleyecek düzeyde tutmasına yönelik fiyatlandırma stratejisi.
  • Engelleyici fiyatlandırma.
  • İktisat alanında kullanılır.

Preemptive pricing ingilizcede ne demek, Preemptive pricing nerede nasıl kullanılır?

Preemptive : Sonsuz öncelikli. Herkesten önce satın alma hakkı olan. Önce satın alma hakkına sahip. Önceden satın alınmış hakları olan. Önalımsal. Önceden satın alma hakkı olan. Rüçhanlı. Başkasına engel olarak. Baraj (briç oyunu). Şufa ile ilgili.

Pricing : Fiyatlandırılan. Fiyatlandırarak. Fiyat tespiti. Fiyatını belirlemek. Fiyat uygulaması. Maliyetlendirme. Fiyat koyma. Paha biçmek. Fiyatlandırmak.

Preemptive marketing : Engelleyici pazarlama. Yeni bir teknikle piyasaya giren ilk firmanın reklam kampanyalarıyla ve pazarlama stratejileriyle tüketicileri ikna ederek kendinden sonra girecek firmalar karşısında rekabet üstünlüğünü ele geçirmesi.

Preemptive priority discipline : Sonsuz öncelikli düzence.

Preemptive strike : Önleyici savaş. Önleyici harekat. Karşı tarafın muhtemel saldırısına karşı önceden yapılan saldırı. Önleyici vuruş. Engelleyici vuruş. Engelleyici savaş. Önleme vuruşu. Ön-vuruş. Engelleyici harekat. Engelleyici darbe.

 

Preemptively : Öncelikle. İlk saldırıyı gerçekleştirerek. Düşmanından önce saldırarak.

İngilizce Preemptive pricing Türkçe anlamı, Preemptive pricing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Preemptive pricing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

 

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Preemptive pricing synonyms : abnormal budget, a change in individual demand, a pass through certificate, a shift in supply, a shift in individual demand, abnormal budget expenditures.