Prentice türkçesi Prentice nedir

Prentice ile ilgili cümleler

English: Some electricians learn their trade within an apprenticeship system instead of going to college.
Turkish: Bazı elektrikçiler üniversiteye gitme yerine çıraklık sistemi içinde mesleklerini öğrenirler.

English: Would you like to be my apprentice?
Turkish: Benim çırağım olmak ister misiniz?

English: The seaman apprentice, sitting on a stool in a bar, ordered a beer while waiting for his basket of fish and chips.
Turkish: Bir barda bir taburede oturan denizci çırağı balık ve cips sepetini beklerken bir bira ısmarladı.

English: I'm an apprentice.
Turkish: Ben bir çırağım.

English: Do you want to be my apprentice?
Turkish: Benim çırağım olmak ister misin?

Prentice ingilizcede ne demek, Prentice nerede nasıl kullanılır?

Prentices : Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Çırak. Acemi.

Apprentice : Çırak olarak vermek. Çırak yapmak. Stajyer. Çırak. Acemi. Yamak. Miço. Bir işte yeni olan kimse. Apranti. İktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Apprentice carpenter : Marangoz çırağı.

Apprentice schools : Çırak okulları. Birtakım sanayi kurumlarının, çıraklık düzeyinde yeterli işçi gereksinmesini karşılamak amacıyla kendi kuruluşları içinde açtıkları meslek okullarına verilen ad.

 

Apprentice teacher : Yetişmen öğretmen. Göreve yeni atanmış olup tecrübeli bir ya da birkaç öğretmenin gözetimi altında eğitim ve öğretim çalışmalarına katılarak kendini yetiştirmekte olan öğretmen, bk. asil öğretmen.

Apprenticeship : Staj. Stajyerlik. Çıraklık dönemi. Çıraklık. Çıraklık eğitimi.

Apprenticed : Çırak olarak verilmiş. Çırak olarak vermek. Çırak olarak çalışan.

Apprenticing : Stajyer. Yamak. Acemi. Çırak. Miço. Çırak olarak vermek. Çırak yapmak. Bir işte yeni olan kimse.

Apprentices : Acemi. Çıraklar. Çırak.

Be apprenticed to : Çırak olarak verilmek. Çırak olarak girmek.

İngilizce Prentice Türkçe anlamı, Prentice eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prentice ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beginners : Yeni başlayan kimse.

Catechumens : Hristiyanlık öğrencisi. Kateşizm talebesi. Din eğitimi gören kimse.

Learner : Öğrenen kimse. Öğrenici. Bir işi çalışarak öğrenen kimse. Öğrenci. Öğrenim görmek amacıyla herhangi bir öğretim kurumunda okuyan kimse. bir öğretmenin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konu üzerinde çalışan kimse. Bir şeyi öğrenmekte olan kimse.

Tyro : Kansas eyaletinde şehir. Deneyimsiz. Ham.

Callow : Çaylak. Tecrübesiz. Basık arazi. Acemi çaylak. Kuş. Tüysüz. Deneyimsiz. Tüyleri bitmemiş. Toy.

Errand boy : Getir götür işlerine bakan çocuk. Ayak işlerine bakan kimse. Ayakçı. Getir götürcü.

Improver : Geliştirici. Yenilikçi. Düzeltici. Düzenleyici. Islahatçı. Reformcu. Gönüllü çalışan kimse. Düzelten kimse.

 

Legman : Ayak işlerine bakan kimse. Gazeteci. Muhabir.

Helper : Usta yardımcısı. Yardımcı eleman. Muavin. Yamak. Yardımcı. Hizmetçi. Asistan. Çantacı. Uşak.

Tiro : Çaylak. Ohio eyaletinde yerleşim yeri.

Prentice synonyms : printer's devil, catechumen, initiate, amateurish, apprentice, improvers, legmen, blunderings, apprenticing, prentices, bungler, footboy, blundering, novice, apprentices, clumsiest, bunglers, novices, brash, beginner, helpers, clumsier, pupils.

Prentice ingilizce tanımı, definition of Prentice

Prentice kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An apprentice.