Prescript türkçesi Prescript nedir

Prescript ile ilgili cümleler

English: Can you get that medicine over the counter or do you need a prescription?
Turkish: Bu ilacı reçetesiz alabiliyor musunuz, yoksa reçete almanız gerekiyor mu?

English: Sorry, we can't fill this prescription here.
Turkish: Üzgünüm, bu reçeteyi burada dolduramam.

English: Don't ingest antibiotics without a medical prescription.
Turkish: Reçetesiz antibiyotik almayın.

English: I'll give you a prescription.
Turkish: Size bir reçete vereceğim.

English: Ali took a pill from the prescription bottle and put it in his mouth.
Turkish: Ali reçete şişesinden bir hap aldı ve onu ağzına koydu.

Prescript ingilizcede ne demek, Prescript nerede nasıl kullanılır?

Prescription : Talimat. Önsav. Zamanaşımına dayanan hak. Kural koyma. Zaman aşımı ile kazanılan hak. Aranılmaması nedeni ile bir hakkın yasaları yargılarına göre düşmesi için geçmesi gereken süre. Yasalarda belirtilen konular gerçekleştikten ve sınırları çizilen süreler geçirildikten sonra bir yükümlülükten kurtulmuş olma. Buyruk. Yönerge. Süreaşımı.

Prescription of surtaxes : Vergi suçlarına ilişkin cezaların; doğduğu takvim yılından sonra gelen yılın birinci gününden başlamak üzere kaçakçılıkta beş yıl, kusurda üç yıl, usulsüzlükte olaydan sonra gelen yılın birinci gününden başlayarak iki yıl; kaçakçılık ile usulsüzlüğün birleşiminde beş yıl, kusur ile usulsüzlüğün birleşiminde üç yıl içinde kesilebileceğini yargıya bağlayan süre aşımı sınırı. Cezalarda süre aşımı.

 

Prescription of taxes : Vergilerde zaman aşımı. Vergi yöntemi yasasına göre vergi alacağının doğduğu takvim yılından sonra gelen yılın başından başlayarak doğal vergilerde 3 yıl kaçakçılık nedeni ile 5 yıl sonra verginin gerçekleştirilerek yükümlüye bildirilememesi. zaman aşımına uğraması.

Prescriptions : Zaman aşımı. Zaman aşımı ile kazanılan hak. Yönerge. İlaç yazma. Reçete. Emir.

Prescriptive : Zaman aşımı ile kazanılmış. Zaman aşımına uğramış. Sıkı kurallar koyan. Buyuran. Öngören. Kuralcı. Yapılagelen. Emreden. Kural koyucu. Yerleşik.

Make up a prescription : Reçete hazırlamak.

Fill a prescription : Reçetedeki ilaçları vermek.

Do you have a prescription : Reçeteniz var mı.

Commencement of prescription : Yasalarda işin gereği, konunun çeşidi ve yapılacak işlemin özelliği bakımından bilimsel yönleri ile incelenilerek temel yargılara bağlanan süre aşımı başlangıçları. Zaman aşımı başlangıcı.

Prescripts : Kanun. Emir. Hüküm. Yönerge.

İngilizce Prescript Türkçe anlamı, Prescript eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prescript ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ascendancy : İtibar. Egemenlik. Güç. Nüfuz. Hüküm sürme. Üstünlük.

Precepts : Temel. Talimat. Mahkeme emri. Yönetmelik. Kaide. Kural. (ahlaki) öğreti. Ana kural.

 

Directive : Yol gösterici. Yönlendirici. Talimat. Direktif.

Enaction : Sahneleme. Yasa. Kanunlaştırma. Canlandırma.

Behest : İrade. Israrlı istek. Israr. Buyruk.

Book : Defter. Deftere geçirmek. Yer ayırtmak. Peylemek. Deftere işlemek. Libretto. Ayırtmak. Senaryo. Opera metni. Liste.

Captive : Esir düşmüş. Kısıtlanmış. Mahkum. Köle. Esir. Baskı altında. Kapatılmış. Tutsak. Savaş esiri.

Adjudgment : Mahkeme kararı. Adli karar veya hüküm.

Adjudications : Karar verme. Hüküm verme. Mahkemenin hüküm vermesi. Karar. Eksiltme. Münakaşa.

Prescript synonyms : parliamentary law, rule book, rules of order, rule of evidence, miranda rule, amir, attainture, ordonnance, behests, advice, code, bidding, arbitraments, biddings, rule, order, arbitrament, canon law, legi, instructions, parliamentary procedure, prescriptions, prescripts, lege, direction, adjudication, guideline, conclusions, adjudgement, command, lawing, enactments, protocol.

Prescript ingilizce tanımı, definition of Prescript

Prescript kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Direction. Model prescribed. Directed. Precept. Prescribed.