Pressured türkçesi Pressured nedir
- Basınç uygulamak.
- Baskılamak.
- Baskı yapmak.
- Zorlamak.
Pressured ile ilgili cümleler
English: Ali pressured me to do it.
Turkish: Ali onu yapmam için baskı yaptı.
English: Ali pressured me.
Turkish: Ali bana baskı yaptı.
English: He pressured me.
Turkish: O bana baskı yaptı.
English: I won't be pressured into betraying my country.
Turkish: Ülkeme ihanet etmem için bana baskı yapılmayacak.
English: Ali pressured Mary to quit.
Turkish: Ali Mary'ye bırakması için baskı yaptı.
Pressured ingilizcede ne demek, Pressured nerede nasıl kullanılır?
Unpressured : Baskısız. Baskı altında olmayan. Zorlama altında olmayan. Baskılanmamış. Stres altında olmayan.
Pressure altitude : Basınç irtifası. Basınç yüksekliği. Basınç rakımı. Basınç irtifaı.
Pressure angle : Basınç açısı.
Pressure arch : Basınç yayı. Basınç kemeri.
Pressure atrophy : Basınç atrofisi. Bir organ veya doku üzerine yapılan devamlı basınç sonucu, kan damarlarının lümenlerinin daralıp tıkanması ve dokuların kansız kalarak beslenememesinden kaynaklanan küçülme, kompresyon atrofisi.
Pressure filter : Basınç altında çalışan filtre. Basınç filtresi. Basınçlı filtre. Bir kolon içine sıkıştırılmış kum veya antrasit kömürden oluşan, sudaki küçük partiküllü materyalleri ayırmak için kullanılan filtre. Basınçlı süzgeç.
Pressure filtration : Dıştan bir basınç uygulanarak sudan, tortu bırakan maddelerin ayrıştırılması işlemi. Basınçlı filtrasyon.
Pressure cabin : Basınçlı kabin.
Pressure controller : Basınç ayarlayıcı. Basınç kontrolörü. Basınç regülatörü.
Pressure filtre : Suyu temizlemekte kullanılan bir filtre türü. Basınçlı filtre.
İngilizce Pressured Türkçe anlamı, Pressured eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Pressured ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Suction : Vakum. Emme. Vakumlu. Emiş. Emiş gücü. İndükleme. Çekme. Emme işlemi.
Bludgeon : Cop. Zorla yaptırmak. Sopalamak. Coplamak. Sopa. Alt etmek. Mağlup etmek. Ağır bir cisimle vurmak. Sopayla dövmek.
Bludgeons : Ezip geçmek. Coplamak. Sopalamak. Sopa ile vurmak. Zorla yaptırmak. Sopayla dövmek. Alt etmek. Ağır bir cisimle vurmak. Mağlup etmek.
Constrict : Kısıtlamak. Sıkıştırmak. Sıkmak. Büzme. Sıkıştırmak (elbise vb). Kısmak. Boğaz. Daraltmak. Büzmek.
Pressurising : Basınçlandırmak. Sıkıştırmak. Basınç altında tutmak. Uçak basıncını ayarlamak. Baskı yapmak (birine). Akılamak. Sıkmak. Basınç yapmak.
Bullied : Sindirilmiş. Gözü korkutulmuş. Zorbalık etmek. Korkutulmuş. Zulmetmek.
Hold down : (işi) iyi yürütmek. Üstesinden gelmek. Zaptetmek. Basılı tutmak. Elinde tutmak. Baskı altında tutmak. Yürütmek. Boyun eğdirmek. Sürdürmek. İşgal etmek.
Repressed : Bastırmak. Önlemek. Baskı altında tutmak. İçine atmak. Önlenmiş. Bastırılmış.
Osmotic pressure : Yarı geçirgen bir zarla ayrılmış, bir tarafında su diğer tarafında herhangi bir çözelti bulunan bir kaptan oluşan sistemde, buhar basıncı yüksek suyun düşük olan tarafa olan söz konusu geçişi engellemek için uygulanan basınç. Çözeltinin saf bir çözücüye geçişi ile yarı geçirgen bir zar üzerine verilen basınç. Geçişim basıncı. Osmotik basınç. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Osmoz basıncı. Geçişim olayını önlemek için, derişik çözelti bölgesine uygulanması gereken en düşük basınç. Düşük yoğunluktaki bir çözeltiden yüksek yoğunluktaki bir çözeltiye ozmozla su ya da diğer bir çözücünün girmesiyle meydana gelen basınç. Ozmotik basınç. Ozmoz sırasında zardan geçemeyen taneciklerin zara yaptıkları basınç.
Bludgeoning : Zorla yaptırmak. Coplama. Coplamak. Sopalamak. Sopalama.
Pressured synonyms : force per unit area, pressure level, hydrostatic head, intraocular pressure, iop, physical phenomenon, corpuscular radiation pressure, bring pressure to bear on, bullies, domineers, bullying, coercing, clamor down, head, pressuring, pressurises, vapor pressure, bludgeoned, gas pressure, radiation pressure, constricts, clamour down, efforce, constrain, exert pressure, repressing, pressurizes, be urgent with somebody, bring to terms, vapour pressure, choke, constricting, bully.
Pressured zıt anlamlı kelimeler, Pressured kelime anlamı
Decompression : Dekompresyon. Basıncı azaltma. Basıncın düşürülmesi. Basınç düşürme. Yük boşalması. Basıncı kaldırma. Basıncın kaldırılması. Baskıyı azaltma. Yükün kaldırılması. Açma.
Diffident : Sıkılgan. Mahcup. Pısırık. Kendine güveni olmayan. Özgüvensiz. Utangaç. Çekingen.

Bu kısımda Pressured kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Pressured ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Pressured anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Pressured ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.