Principle of equal wages türkçesi Principle of equal wages nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Eşit ücret ilkesi.
  • Aynı işi yapan işçilerin, cinsiyet ve işkolu ayrımı olmaksızın eşit ücret almaları.

Principle of equal wages ingilizcede ne demek, Principle of equal wages nerede nasıl kullanılır?

Principle : Köken. Dürüstlük. Tamamlayıcı unsur. Temel. Prensip. Öz. Her tasarımsal dizgenin temeli, odak kavramı olan ve ilgili bütün olaylar için geçerli olabilen bir öneri. Esas. Kaynak. Ana.

Of : -nin. -li. -nın. In. Yüzünden. -dan. Nin. İle ilgili. Hakkında. Karşı.

Equal : Karşılık gelmek. Emsali olmak. -e eşit olmak. Muadili olmak. Eş değerde olmak. Bir olmak. Eşit olmak. Egale etmek. Eşit. Eşdeğerde olmak.

Wages : Ücretler. Ecir. Ücret. Yevmiye. İş sözleşmesi gereğince işverence işçiye ödenen para. Bedel. İş karşılığı ödenen para. İşgücü maliyeti. Gündelik. İşçi ücreti.

Principle of ability to pay : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Principle of assortment : Ayrılma ilkesi.

Principle of dominance : Baskınlık ilkesi.

Principle of actualism : James hutton (1785) ve c. lyell (1830)'in ileri sürdükleri ve geçmişteki bütün yerbilim olaylarının bugünkü olaylarla ve bugünkü etkileyen güçlerle açıklanabileceğini söyleyen öğreti. Aktüalizm prensibi. Hutton-lyell ilkesi.

 

Principle of closeness of the straits : Boğazların kapalılığı ilkesi.

İngilizce Principle of equal wages Türkçe anlamı, Principle of equal wages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Principle of equal wages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

 

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Principle of equal wages synonyms : a change in demand, abnormal budget, a shift in individual demand, abnormal budget expenditures, a change in individual demand, a type mutual funds.