Prisoning türkçesi Prisoning nedir

Prisoning ile ilgili cümleler

English: We shouldn't be imprisoning people for such petty crimes.
Turkish: Böyle basit suçlar yüzünden insanları hapse atmamamız lazım.

Prisoning ingilizcede ne demek, Prisoning nerede nasıl kullanılır?

Imprisoning : Yasaklamak. Mahkum etmek. Hapsetmek. Hapse koymak. Hapse atmak. Tutuklamak. Sınırlamak. Mahpusluk.

Prison breaker : Hapishane kaçkını. Hapishane kaçağı. Firari. Cezaevi firarisi. Hapisten kaçan tutuklu.

Prison education : Cezaevinde yaşayan hükümlülere iyi birer yurttaş olmak için gerekli genel bilgileri kazandırmak, ceza sürelerinin bitiminde onların hem kişisel hem de iş ya da meslek yönünden topluma kolayca uymalarını sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikleri kapsayan eğitim. Cezaevi eğitimi.

Prison school : Cezaevi okulu. Bir cezaevinin içinde örgütlenen ve o cezaevinde bulunan hükümlülerin eğitimiyle görevlendirilmiş olan okul.

Prison teacher : Cezaevi öğretmeni. Belli bir programa göre cezaevindeki suçlulara ders vermek ve onları eğitmekle görevli öğretmen.

Be sent to prison : Hapse atılmak. Hapse girmek.

Be released from prison : Cezaevinden tahliye edilmek. Serbest bırakılmak. Hapishaneden bırakılmak. Cezaevinden salıverilmek.

 

Languish in prison : Hapiste çürümek. Hapishanede çürümek.

Maximum security prison : Maksimum güvenlikli cezaevi.

Commit to prison : Cezaevine yollamak. Hapse göndermek. Hapse mahkum etmek. Hapsetmek. Hapishaneye yollamak. Cezaevine göndermek. Hapishaneye göndermek.

İngilizce Prisoning Türkçe anlamı, Prisoning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prisoning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Immurement : Duvarlarla çevrilme. Duvarlarla çevirerek hapsetme. Hapsedilme. Çevrilme. Kapatılma. Duvarlarla çevrelenme.

Calaboose : Küçük hapishane.

Gaoling : Hapse atma. Tutuklama.

Boring : Tuzsuz. Sondaj. Bayıcı. Bıktırıcı. Sıkıcı. Bıktıran. Can sıkıcı. Boğucu. Usandırıcı.

Cavity : Akımmıknatıssal dalgalarla belirli sıklıkta çınlanıma giren uygun boyutlu boş oylum. Oyuk. Çukur. Fizik, uzay, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. İçi parlatılmış, değişmez sıcaklıkta kalabilen bir küre ve çok küçük bir delik. bu delikten içeri gönderilen ışık içerde sonsuz sayıda yansır; böylece ışık tüm soğurulmuş olur. bu da kara cisim koşulunu sağlar. Kovuk. İçi boş oyuk. Diş çukuru. Boşluk.

Incarcerations : İnkarserasyon. Sıkıştırma. Sıkışma. Kapatma. Hapsedilme. Tutuklama. Enkarserasyon. Boğma.

Nicotine poisoning : Merkezi sinir sistemi ve istemsiz sinir sisteminin ilk önce uyarılması, sonra baskılanmasıyla belirgin, solunum felci ve ölümle sonuçlanabilen zehirlenme, nikotinizm. Nikotin zehirlenmesi. Aşırı sigara içmenin neden olduğu zehirlenme.

Duresses : Şantaj. İcbar. Baskı. Gözdağı. Cebir. Tutuklama. Tehdit. Zorlama. Tazyik.

 

Detention home : Çocuk ıslahevi. Islahevi.

Cavities : Çürük. Boşluk. Çukur. Oyuk. Kovuk.

Prisoning synonyms : cyanide poisoning, toxic condition, putting to death, caffeine intoxication, caffeinism, physiological state, alkali poisoning, paraquat poisoning, ophidism, naphthalene poisoning, pesticide poisoning, physiological condition, centesis, bored, apertures, cooler, bagnios, house of detention, detention house, internment, penal institution, blowouts, aperture, dungeons, bagnio, bores, den, eye, impoundment, jailing, lockup, oubliettes, impoundage.