Hapis nedir, Hapis ne demek

Hapis; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Bir yere kapatıp salıvermeme.
  • Mahpus.
  • Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası
  • Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer, cezaevi, hapishane.
  • Pulları salıvermeme, kapatma esasına dayanan bir tür tavla oyunu.

"Hapis" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Sadakatinin mükâfatını hapiste aç kalmakla görür." - B. Felek
  • "Hapislerin çalıştırılmasına karar verildi."

Hapis hakkında bilgiler

[Bakınız: cezaevi]

Hapis ile ilgili Cümleler

  • Hapishane ile karşı karşıyayım.
  • Onların hapishaneden nasıl kaçtıkları bir sırdır.
  • Neden hapiste değilsin?
  • Hapishane aşırı kalabalıktı.
  • Hapishane gardiyanının bir kadın olduğunu görmek çoğu insanı şaşırtır.
  • Hapise geri dönemem.
  • Hapishanede kocasını ziyaret etti.
  • Hapishane suçluların cezalandırılmak için gittiği yerdir.
  • Ali ölümden kurtuldu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
  • Hapishanede daha fazla zaman harcamak istemiyordum.
  • Ali üç yılda hapisten çıkacak.
  • O, polise para teklif etmek nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı.
  • Ali bir eyalet hapishanesine gönderildi.
  • Ali 13 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Hapis kısaca anlamı, tanımı:

Cezaevi : Hükümlülerin içinde tutuldukları yapı, hapishane, mahpushane, dam, kodes, mahbes.

 

Hapis giymek : Hapis cezasına çarptırılmak.

Hapis kalmak : Mahkûm olarak hapiste yatmak. bulunduğu yerden başka bir yere çıkamaz, gidemez durumda olmak.

Hapis yatmak : Hükümlü olduğu süreyi hapishanede geçirmek.

Hapislerde çürümek : Çok uzun süre hapis yatmak.

Hapishane : Cezaevi.

Hapis oyunu : Pulların zar atıldıkça yerleştirildiği bir tür tavla oyunu.

Hapsedilmek : Hapsetme işi yapılmak.

Hapsetmek : Bir suçluyu hapishaneye koymak. Bir yere kapatıp salıvermemek. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak. Engellemek, sınırlamak.

Hapsettirmek : Hapsedilmesine yol açmak.

Hapsolmak : Bulunduğu yerden dışarı çıkamamak.

Ağır hapis cezası : Yirmi yıl veya ömür boyu hapis cezası.

Göz hapsi : Bir kimseye bulunduğu, yaşadığı yerden ayrılmaması biçiminde verilen ceza.

Hafif hapis cezası : Ayrı hücreye kapatılmaksızın çektirilen hapis cezası.

Katıksız hapis : Suçlu eri yalnızca ekmek ve su vererek hapsetme.

Müebbet hapis : Ömür boyu süren hapis cezası.

Oda hapsi : Askerî ceza hukukunda kabul edilmiş bir ceza türü.

Hapishane kaçkını : Kılık kıyafetine dikkat etmeyen, bakımsız, perişan (kimse). Görüntüsü itibarıyla insanı tedirgin eden, güven vermeyen (kimse).

Hapishane kaçkını gibi : Kılık kıyafetine dikkat etmeyen (kimse).

 

Hapislik : Hapiste bulunma durumu veya süresi.

Salıverme : Salıvermek işi.

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Koyma : Koymak işi.

Ceza : Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım. Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım.

Suçlu : Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim.

Kapatma : Metres. Yolsuz olarak değerinden aşağı elde edilmiş (mal). Basketbolda, elinde top olmayan bir oyuncunun pas almasına veya ilerlemesine engel olma. Kapatmak işi.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Beraber.

Mahpus : Hapishane. Bir tür tavla oyunu. Kapatılmış, hapsedilmiş (kimse).

Hapis hakkı : alıkoma hakkı (Zurückbehaltungsrecht,droit de retention). Bir rehin sözleşmesi olmaksızın alacaklıya, borçluya ait elinde bulunan mal veya değerli kâğıtları alıkoyma ve satma yetkisi veren hak. Borçlu hapis hakkı gerçekleşen mal ya da değerli kâğıtlarını başka bir güvence göstererek alacaklıdan geri alabilir.

Hapisane : Hapishane

Hapisdamı : Cezaevi.

Hapise : Üzüm ya da dut şırasından yapılan pestil.

Diğer dillerde Hapis anlamı nedir?

İngilizce'de Hapis ne demek? : n. imprisonment, confinement, charge, duress, prison, jail, gaol

Fransızca'da Hapis : emprisonnement [le], incarcération [la], confinement [le], rétention [la], arrêt [le], prison [la], pénitencier [le], violon [le], tôle [la], prisonnier [le], détenu [le]

Almanca'da Hapis : n. Bau, Knast

Rusça'da Hapis : n. арест (M), тюрьма (F), кутузка (F), узник (M), арестант (M), заключенный (M)

adj. заключенный, тюремный, спрятанный