Jails türkçesi Jails nedir

Jails ile ilgili cümleler

English: Christopher Columbus wasn't an explorer because he loved the sea. He was an explorer because he hated Spanish jails.
Turkish: Kristof Kolomb bir kaşif değildi çünkü denizi seviyordu. O bir kaşifti çünkü İspanyol hapishanelerinden nefret ediyordu.

English: Jailson drank a delicious orange juice.
Turkish: Jailson lezzetli bir portakal suyu içti.

Jails ingilizcede ne demek, Jails nerede nasıl kullanılır?

Jail bird : Tutuklu. Hapishanede olan kimse. Hapishane kuşu.

Jail cell : Hükümlünün tutulduğu oda. Hücre. Hapishane hücresi.

Jail delivery : Hapishaneden çıkma.

Jail fever : Salgın halinde olan tifüs. Tifüs.

Jail sentence : Hapis cezası.

Jailbreaker : Hapishane kaçkını. Firari.

Jailbird : İp kaçkını. Hapishane kuşu. Hapishane gediklisi. Mahpus.

Break jail : Cezaevinden firar etmek. Hapisten kaçmak. Hapishaneden kaçmak.

Jailbreaking : İphone gibi elektronik cihazlara üretici tarafından konulmuş yazılım kısıtlamalarının kaldırılması veya aşılması. Yazılım kırma.

Jail : Cezaevine kapatmak. Hapis. Cezaevi. Tutuklamak. Kafes. Kodes. Hapishaneye kapatmak. Hapsetmek. Nezarethane. Hapse atmak.

 

İngilizce Jails Türkçe anlamı, Jails eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jails ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hoosegows : Cezaevi (argo terim).

Gaols : Tevkifhane. Delik.

Keeping : İşletme. Tutma. (evrak vb) muhafaza etme. Bakım. (defter) tutma. Geçindirme. Uyum. Gelecekte kullanmak için ayırma. Himaye.

Apprehended : Korkuyla beklemek. Yakalanmış (suçlu). Kavramak. Tutuklu. Tutuklanan. Anlamak. Endişe etmek.

Pull in : (araba) gelmek. İstasyona girmek. (taşıt) kenara çekilip durmak. Kenara çekilip durmak. Durdurmak (at). Çekmek. Durmak. Çekmek (dizginleri veya ipi vb'ni).

Impounds : Haczetmek. El koymak. Kapatmak. Geçici olarak el koymak. Kanunen el koymak. Ağıla kapamak. Toplamak. Başıboş hayvanları kapamak.

Framing : Ahşap çatkı. Filmi gösterici, bakımlık, kurgu aygıtı ya da film yayın aygıtında resmin pencereye tam olarak çakışmasını sağlayacak biçimde geçmek. Çerçeveler sistemi. İskelet. Çerçeve. İskelet (binaya ait). Çerçeve düzeltme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Karkas. Sinemacı ya da televizyoncunun, elindeki malzemeyi görüntü çerçevesinin ikiboyutlu alanı içerisine en uygun, en elverişli biçimde yerleştirmesi işi.

Imprisonments : Hapsetme. Mahpusluk. Tutukluluk. Hapislik. Hapis cezası. Hapsedilme.

Big house : Büyük konut. Büyük ev. Kodes (argo terim).

Hoosegow : Cezaevi (argo terim).

Jails synonyms : put behind bars, holding cell, correctional institution, commit to prison, hoosgow, bullpens, grillages, house of correction, arrest, confinements, cage, put away, apprehend, bust, oversights, coop up, bullpen, remand, auspices, coop up in, detains, prison, cooping, coolers, duress, bastille, confine, duresses, grating, calabooses, gaol, birdcages, imprisoning.

 

Jails zıt anlamlı kelimeler, Jails kelime anlamı

Free : Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Bağımsız. Beleş. Parasız. Rahatlatmak. Özgür. Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan. Serbestçe. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Erkin.