Procreating türkçesi Procreating nedir

Procreating ingilizcede ne demek, Procreating nerede nasıl kullanılır?

Procreation : Dölleme. Üreme. Üretme. Doğurma. Prokreasyon. Meydana getirme.

Procreative : Prokreatif. Yaratıcı. Doğurgan. Üretken. Verimli.

Procreative capacity : Yaratıcılık kapasitesi.

Procreate : Çocuğu olmak. Döllemek. Prokreat. Doğurmak. Yaratmak. Hayat vermek. Üretmek. Üremek. Öndürmek.

Procreated : Üremek. Yaratmak. Prokreat. Hayat vermek. Çocuğu olmak. Doğurmak. Üretmek. Döllemek.

Procreator : Yaratıcı. Doğuran. Doğuran kimse. Üreten. Üreten kimse.

Procreators : Doğuran. Yaratıcı. Üreten.

Procreant : Verimli. Meydana getiren. Doğurgan. Doğuran.

Procreates : Üretmek. Çocuğu olmak. Üremek. Doğurmak. Döllemek. Prokreat. Yaratmak. Hayat vermek.

İngilizce Procreating Türkçe anlamı, Procreating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Procreating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Impregnating : Hamile bırakmak. Aşılamak. İçirmek. Emdirmek.

Sexual activity : Cinsel aktivite. Seksle alakalı faaliyetler. Cinsel faaliyet.

Fertilise : Verimli kılmak. Gübrelemek. Bereketlendirmek. Tohumlamak. Organik veya kimyasal maddeler ekleyerek toprağı zenginleştirmek (ayrıca fertilize). Gebe bırakmak. Verimlileştirmek. İlkah etmek. Fertilize.

 

Miscegenation : Ayrı ırktan insanlar arasında evlenmeler yoluyla oluşan ve yüzyıllardan beri çeşitli biçimler altında süregelen durum. Bir beyaz ile bir zencinin evlenmesi. Coğrafya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Misejenasyon. Irklar arası evlilik. Melezleme. Irkların karışması. Irkların, budunların karşılıklı ilişkileri sırasında ortaya çıkan evlilik içi ya da evlilik dışı birleşmeler sonucu, yeni bir ırk bileşiminin oluşması. Irk karışımı. Beyazlarla zencilerin melezleşmesi.

Bring into the world : Babası olmak. Dünyaya getirmek.

Composes : Yazmak (müzik veya şiir). Şiir yazmak. Yatıştırmak. Yazmak. Eser yaratmak. Bileştirmek. Arabuluculuk yapmak. (aralarındaki anlaşmazlıkları) gidermek. Düzenlemek.

Reproductive : Üretken. Tekrarlayıcı. Üretici. Üreme (ile ilgili). Döl. Reprodüktör. Üreme. Üremeyle ilgili olan. doğurucu, yavru meydana getirici. Çoğaltkan.

Propagate : Neşretmek. Yaydırmak. Öndürmek. Yavrulamak. Yaymak. Bulaştırmak. Dağıtmak. Propaganda yapmak. Çiftleştirmek.

Conceive : Yazmak. Göz önünde bulundurmak. Anlamak. Hamile kalmak. Kurmak. Aklı almak. Tasarlamak. İfade etmek. Gebe kalmak.

Fecundating : Verimli yapmak. Hamile bırakmak. İlkah etmek. Bereketlendirmek. Verimlileştirmek.

Procreating synonyms : sex activity, sexual practice, multiplication, bring forth, fertilises, fruitful, refresh, inseminates, increase, bring about, inspirits, beget, generative, grow, fertilizes, deliver, fabricates, begetting, facts of life, generating, interbreeding, bring out, begotten, created, refreshes, creates, inspirit, procreated, bear children, propagating, fertilised, create, be delivered of.

Procreating zıt anlamlı kelimeler, Procreating kelime anlamı

Unfruitful : Başarısız. Meyvesız. Bereketsiz. Verimsiz. Kısır. Meyvesiz.