Procures türkçesi Procures nedir

Procures ingilizcede ne demek, Procures nerede nasıl kullanılır?

Procuress : Fuhşa teşvik eden kadın. Kadın satıcısı kadın. Pezo. Pezevenk. Kadın pezevenk. Mama.

Procuresses : Kadın satıcısı kadın. Pezo. Mama. Fuhşa teşvik eden kadın. Pezevenk. Kadın pezevenk.

Procure : Pezevenklik etmek. Neden olmak. Temin etmek. Ettirmek. Kazanmak. Bulmak. Elde etmek. Yaptırmak. Tedarik etmek. Edinmek.

Procured : Neden olmak. Sağlamak. Pezevenklik etmek. Üretmek. Elde etmek. Bulmak. Temin etmek.

Procurement : Sağlama. Temin. Üretim. Firmanın üretim sürecinde kullanmak üzere aramalı, hammadde ve sermaye mallarını sağlaması. Bulma. Satın alma. Tedarik. Alış. Vekalet.

Procuracy : Vekillik.

Procurers : Muhabbet tellalı. Bulan kimse. Pezevenk. Sağlayan kimse. Kadın satıcısı. Kadın satıcıları.

Procurators : Eski roma'da maliye memuru. Vekil. Temsilci.

Procurer : Alfons. Pezevenk. Dasnik. Astik. Muhabbet tellalı. Tedarik eden. Bulan kimse. Sağlayan kimse. Kadın satıcısı. Pezo.

Procurance : Sağlama. Temin. Tedarik.

İngilizce Procures Türkçe anlamı, Procures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Procures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Exercise : Jimnastik yapmak. Antrenman yapmak. Alıştırma. Çalıştırmak. Göstermek. Egzersiz yapmak. Alıştırma yapmak. Bale sanatçılarının gerekli düzeyi elde edebilmek için sürekli olarak yaptıkları çalışma. Vücudun, biyolojik yönden gelişimini sağlayan devinim çalışması. Uygulamak.

Ascertains : Saptamak. Tayin etmek. Doğrusunu öğrenmek. Aslını öğrenmek. Meydana çıkarmak. Öğrenmek. Tespit etmek. Soruşturmak. Anlamak.

Have it made : Sonucundan emin olmak. İşi iş olmak. İşleri tıkırında olmak. Başarıyı kesin saymak. İşin iş. Başarıdan emin olmak. İşi olmuş bilmek. Ismarlamak. Başarmak.

Furnishes : Mobilya döşemek. Vermek. Tefriş etmek. Döşemek. Sunmak. Dekorasyon yapmak. Donatmak. Teçhiz etmek.

Purvey : Erzak sağlamak. Bulundurmak.

Fabricate : Yapmak. İcat etmek. Sahtesini yapmak. Yalan söylemek. Atmak. Uydurmak. Bir araya getirmek. İmal etmek. Kurmak.

Cleared : Dağılmak. Temize çıkarmak. Kaldırmak. Limana giriş veya çıkış izni almak. Seyretmek (gemi). Limana giren ya da limandan ayrılan sevkiyat ya da gemi. Açmak. Berraklaşmak. Boşaltmak.

Detect : Belirlemek. Farketmek. Algılamak. Sezmek. Keşfetmek. Saptamak. Hissetmek. Meydana çıkarmak. Ortaya çıkarmak.

Carries : Nakletmek. Çekmek. Sevketmek. Menzili olmak. Bulundurmak. Başarmak. Çakmak. Getirmek.

Assure : Söz vermek. İnandırmaya çalışmak. Sağlama bağlamak. İnandırmak. Sigorta etmek. Güvenceye almak. Sigortalamak. Sağlama almak. İkna etmek. Kesinleştirmek.

Procures synonyms : furnish, pimping, ponce, pimp, grew, get, have something done, cause, poncing, carry the day, pimped, gain, patent, acquire, pimps, gets, got, obtain, call forth, bring along, caused, generate, cogitated, monogram, copyright, pander, caters, bring into the world, administer, be in pocket, carried, purveys, accommodate somebody with.