Proven türkçesi Proven nedir
- Kanıtlı.
- Denenmiş.
- İspatlanmış.
- Kanıtlanmış.
- Müdellel.
- Suçu ispatlanmış.
- İspatlı.
Proven ile ilgili cümleler
English: Battle's never proven peace.
Turkish: Savaş asla barışı kanıtlamamıştır.
English: He hasn't been proven guilty yet.
Turkish: Suçlu olduğu henüz kanıtlanmadı.
English: They have already proven it!
Turkish: Onlar onu zaten kanıtlamıştı!
English: It's a proven fact.
Turkish: O kanıtlanmış bir gerçek.
English: The accused is innocent until proven guilty.
Turkish: Suçu kanıtlanana kadar suçlanan masumdur.
Proven ingilizcede ne demek, Proven nerede nasıl kullanılır?
Be held innocent until proven guilty : Suç işlediği kanıtlanana kadar suçsuz sayılmak. Suçluluğu ispatlanana kadar masum sayılmak.
Well proven : Kesin olarak kanıtlanmış.
Provenance : Asıl. Köken. Menşe. Kaynak.
Provenances : Kaynak. Köken. Menşe. Asıl.
Provencal : Louisiana eyaletinde yerleşim yeri. Provence'de (fransa'da bir bölge) ikamet eden kimse.
Proventriculus : Ön mide. Ön mideler. Geviş getiren hayvanlarda işkembe, börkenek ve kırkbayıra verilen ad, proventrikulus. Proventrikulus.
Provender : Yem. Hayvan yemi. Yiyecek (alay). Yiyecek.
Insufficientia proventriculorum simplex : Basit ön mide işlev bozukluğu. Mikroflora ve faunada hipoaktivite. Geviş getirenlerdeki ön midelerdeki mikroflora ve faunanın mikrobiyal dengesinin ve biyokimyasal verimliliğinin bozulmasıyla belirgin sindirim bozukluğu, basit indigesyon, basit sindirim bozukluğu, mikroflora ve faunada hipoaktivite, ön midelerde mikroflora ve faunanın basit hipoaktivitesi.
Provenience : Kaynak. Köken. Menşe. Esas.
Proventricular movements : Geviş getiren hayvanlarda ön midelerin münferit kısımlarının koordineli, mekanik hareketleri. Ön mide hareketleri.
İngilizce Proven Türkçe anlamı, Proven eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Proven ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Well grounded : Sağlam bir temele dayalı. Sağlam temelli. İyi bir nedeni olan. İyi bilgilenmiş.
Verified : Doğruluğu ispatlanmış. Doğrulanmış. Teyit edilmiş. Onaylı.
Approved : Kabul edilmiş. Makbul. Geçerliliği kabul edilmiş. Vefalı. İzinli. Onaylanmış veya tasdikli. Onaylı. Onanmış. Vefakar.
Authenticated : Denetlenmiş. Kimlik denetimi yapıldı. Onaylanmış. Kimliği doğrulanmış. Teyit edilmiş. Kimliği doğrulandı. Kimlik doğrulaması yapıldı. Tasdikli. Onaylı.
Proved : Sınamak. İspat etmek. Kanıtlamak. Çıkmak. Tecrübe etmek. Göstermek. Mücerrep. Anlaşılmak. Ortaya koymak.
Established : Varolan. Yerleşmiş. Sabit. Resmileşmiş. Kurulu. Yerleşik. Kurulmuş. Müesses. Belirlenmiş. Oturmuş.
Showed : Gösterilmiş. Meydana çıkmış. Belirtmek. Belli etmek. Öğretmek. Renk vermek. Sahnelenmiş. İbraz etmek. Açıklamak delalet etmek.
Tested : Test edilmiş. Sınanmış. Test edilen. Mücerrep.
Attested : Onaylı. Teyit edilmiş. Doğrulanmış. Onaylanmış. Tasdik edilmiş. Tasdikli. Musaddak.
Tried : Mücerrep. Güvenilir. Saf. Sınanmış. Arıtılmış.
Proven synonyms : evidenced, averred, well tried, experimented, examined.
Proven zıt anlamlı kelimeler, Proven kelime anlamı
Unproved : İspatlanmamış. İspatsız.
Proven ingilizce tanımı, definition of Proven
Proven kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Proved.

Bu kısımda Proven kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Proven ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Proven anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Proven ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.