Verified türkçesi Verified nedir

  • Teyit edilmiş.
  • Kanıtlanmış.
  • Doğrulanmış.
  • Doğruluğu ispatlanmış.
  • Onaylı.

Verified ile ilgili cümleler

English: The police verified the car's license plate.
Turkish: Polis arabanın plakasını doğruladı.

English: The identity of the boy who had been missing was verified by the clothes he was wearing.
Turkish: Kayıp olan çocuğun kimliği giydiği elbiselerle doğrulandı.

English: Ali verified the date of the meeting.
Turkish: Ali toplantı tarihini doğruladı.

Verified ingilizcede ne demek, Verified nerede nasıl kullanılır?

Verified information : Doğruluğu ve ispatı bilinen veri. Teyit edilmiş bilgi. Doğrulanmış bilgi.

Field verified : Doğrulanmış. Yerde doğrulanmış.

Reverified : Yeniden onaylamak.

Unverified : Doğrulanmamış. Tetkik edilmemiş.

Unverified information : Teyitsiz bilgi. Doğruluğu onaylanmamış bilgi. Onaylanmamış bilgi. Doğrulanmamış bilgi. Teyit edilmemiş bilgi. Doğrulanmış olmayan bilgi.

Verifier : Teyit edici. Sağlayıcı. Doğrulayan kimse veya şey. Gerçekleyici. Doğrulayıcı. Veri sağlama makinesi. Delikli kart ortamındaki verilerin, delgi işletmeni eliyle yeniden girilerek kart üzerindekilerle damga damga karşılaştırmasını, böylece yanlış delgilerin düzeltilmesini, veri doğruluğunun sağlanmasını olanaklı kılan kart delgi makinesine benzer çevrimdışı donanım. üretilen son delgi makineleri kart delgi ve sağlama işlevlerini, bir anahtarın durumuna göre tek donanım üzerinde gerçekleştirme olanağı verir.

 

Verifies : Onaylamak. Bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak. Kanıtlamak. Gerçeklemek. Doğrulamak. Soruşturmak. Tahkik etmek. Doğruluğunu kanıtlamak. Gerçekleştirmek. Teyit etmek.

Verifiable : Gerçekliği kanıtlanabilir. Kanıtlanabilir. Doğrulanabilir.

Reverifies : Yeniden onaylamak.

Automatic verifier : Özdevimli gerçekleyici. Otomatik gerçekleyici.

İngilizce Verified Türkçe anlamı, Verified eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Verified ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Substantiated : Doğrulamak. Neden göstermek. Kanıtlamak. Gerçekleştirmek.

Recognized : Kabul etmek. İtiraf etmek. Geçerli. Takdir etmek. Tanınan. Ayırt etmek. Farkına varmak. Geçerliliği kabul edilmiş. Bilinen. Kararlaştırılmış.

Ratified : Onaylamak. Geçerliliği kabul edilmiş. Onaylanmış. Tasdik edilmiş. Tasdikli. Onamak. Tasdik etmek.

Certified : Tasdikli. Diplomalı. Tasdik edilmiş. Yetkili. Garanti edilmiş. Sertifikalı. Taahhütlü. Belgelenmiş. Belgeye bağlı.

Affirmed : Kabul edilen. Onaylanan. Doğru olduğunu açıklamak. Doğrulanan.

Recognised : Onaylanmış. Bilinen. Saygın. Kararlaştırılmış. Tanınmış. Beylik. Geçerli. Muteber.

Showed : Meydana çıkmış. Meydana çıkarmak. Gösterimde olmak. İbraz edilmiş. İbraz etmek. Belli edilmiş. Öğretmek. Belli olmak. Sergilemek.

Field verified : Yerde doğrulanmış.

Proven : Denenmiş. İspatlanmış. Suçu ispatlanmış. Müdellel. İspatlı. Kanıtlı.

Justified : Muhik. İki yana. Hakkını korumuş. Savunmuş. Desteklemiş. Yaslanmış. Dayalı. İki yana yasla. Haklı.

Verified synonyms : approved, certificated, averred, ascertained, indorsed, proved, confirmed, authenticated, attested.

Verified zıt anlamlı kelimeler, Verified kelime anlamı

Unproved : İspatlanmamış. İspatsız.