Purchasing power türkçesi Purchasing power nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Satın alma gücü.
  • Alım gücü.
  • Bir birim para, likit varlık ya da kişinin belli bir dönemde sahip olduğu gelirle satın alabileceği mal veya hizmet miktarı.
  • Satınalma gücü.

Purchasing power ingilizcede ne demek, Purchasing power nerede nasıl kullanılır?

Purchasing : Satınalma. İştira. Seçilmiş alan elektron kırınımı. Alış. Mübayaa. Satın alma.

Power : Hegemonya. Mat.kuvvet. Yetenek. Kudret. Tesir. Vekaletname. Derman. Bilgisayar, hukuk, fizik, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı. vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık bir güç, saniyede 1 jul iş yapar). Kuvvet.

Purchasing power index : Satınalma gücü dizini. Satınalma gücünde ortaya çıkan değişmeleri gösteren dizin. dünyanın çeşitli yerlerindeki işçilerin elde ettikleri gelirle kendisinin ve ailesinin gereksinimlerini karşılayabilme derecelerini karşılaştırmalı olarak gösteren dizin.

Purchasing power of money : Paranın satın alma gücü. Paranın satınalma gücü. Bir birim paranın satın alabileceği mal ve hizmet miktarı. krş. satınalma gücü değerdeşliği.

Purchasing power parity : İki ülke parası arasındaki denge döviz kurunun söz konusu ülke paralarının yurtiçi satın alma güçlerine göre belirleneceğini açıklayan ve gustav cassel tarafından geliştirilen yaklaşım. Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Satınalma gücü değerdeşliği. Satın alma gücü paritesi. Satınalma gücü paritesi. Satın alma kuvvet paritesi. Satın alma paritesi. Ppp.

 

Purchasing power risk : Enflasyon riski. Beklenen ve gerçekleşen enflasyon arasında ortaya çıkan farkın iktisadi karar birimlerinin satınalma güçlerini ve gönençlerini etkileme olasılığı.

Purchasing power parity hypothesis : Satınalma gücü paritesi önsavı.

İngilizce Purchasing power Türkçe anlamı, Purchasing power eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Purchasing power ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

 

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Purchase power : Belirli bir nicelikdeki para ile belirli mal ya da kişi emeğinden satın alınabileni.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Buying : Alım. Alışveriş. Satın alış. Tecimsel olsun ya da olmasın bir nesneyi alıp verme işlemi. Satın alma. Alma. Alış.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Purchasing power synonyms : spending power, a change in supply, abnormal budget, a pass through certificate, a type mutual funds, buying power, a shift in supply, a change in individual demand, ability to pay principle, a change in demand.