Satınalma gücü nedir, Satınalma gücü ne demek

Satınalma gücü; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Bir birim para, likit varlık ya da kişinin belli bir dönemde sahip olduğu gelirle satın alabileceği mal veya hizmet miktarı.

Satınalma gücü anlamı, tanımı

Gücü : Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı

Satı : Satma işi, satış. Adanmış.

Paranın satınalma gücü : Bir birim paranın satın alabileceği mal ve hizmet miktarı. karşılığı satınalma gücü değerdeşliği.

Satınalma gücü aktarımı : Uygulanan bir iktisat politikası sonucunda, bir ekonomide karar birimleri, bölgeler ve/veya kesimler arasında birinin aleyhine diğerlerinin lehine satınalma gücünde ortaya çıkan değişim. Döviz kurları ve/veya faiz oranlarındaki değişim sonucunda, ülkeler arasında birinin aleyhine diğerlerinin lehine satınalma gücünde ortaya çıkan değişim.

Satınalma gücü değerdeşliği : İki ülke parası arasındaki denge döviz kurunun söz konusu ülke paralarının yurtiçi satın alma güçlerine göre belirleneceğini açıklayan ve Gustav Cassel tarafından geliştirilen yaklaşım.

Satınalma gücü dizini : Satınalma gücünde ortaya çıkan değişmeleri gösteren dizin. Dünyanın çeşitli yerlerindeki işçilerin elde ettikleri gelirle kendisinin ve ailesinin gereksinimlerini karşılayabilme derecelerini karşılaştırmalı olarak gösteren dizin.

 

Satınalma gücü paritesi : [Bakınız: satınalma gücü değerdeşliği].

Satınalma gücü yaşam evresi bölümlemesi : Bireyin içinde bulunduğu yaşam döneminin satınalma davranışlarını etkilediği varsayımına dayanarak türdeş olmayan bir piyasanın türdeş piyasalar biçiminde sınıflandırılması.

Bir bir : Hepyek. Olduğu gibi, tam tamına, eksiksiz olarak. Ayrı ayrı. Birer birer.

Varlık : Var olma durumu, mevcudiyet. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olan her şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat.

Miktar : Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik. Ölçü.

Hizmet : Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma. Görev, iş. Bakım, özen, ihtimam.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Varlı : Varlıklı. [Bakınız: varlu]. Kars kenti, Digor ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

 

Likit : Sıvı. Nakit.

Gelir : Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat. Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

Dönem : Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yarıyıl. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre.

Diğer dillerde Satınalma gücü anlamı nedir?

İngilizce'de Satınalma gücü ne demek ? : purchasing power