Racial discrimination türkçesi Racial discrimination nedir

  • Bir ülkede birlikte yaşayan, ancak ayrı ırk ya da inançtan olan topluluklar arasında ayırım yapma ve bu yolda bir yönetim izleme eylemi.
  • Irk ayrımı.
  • Irkçılık.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Irk ayrımcılığı.
  • Irk ayırımı.

Racial discrimination ile ilgili cümleler

English: He's opposed to racial discrimination.
Turkish: O ırksal ayrımcılığa karşıdır.

English: He fought against racial discrimination.
Turkish: Irk ayrımcılığına karşı mücadele etti.

Racial discrimination ingilizcede ne demek, Racial discrimination nerede nasıl kullanılır?

Racial : Irk. Irkla ilgili. Irksal.

Discrimination : Ayrım (ırk, cinsiyet vb). Olay, nesne ve özellikleri birbirinden ayırma ve aralarında ayrım gözetme. Ayrımcılık. Ayırma yetkisi. Bilgisayar, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Ayırt etme. Takt. Ayrımsama. Fark gözetme. Fark.

Racial equality : Irk eşitliği. Irksal eşitlik.

Racial extermination : Soykırım. Irk katliamı.

Racial memory : Irksal bellek.

Racial segregation : Irkçılık. Irk ayrılığı. Irk ayrımı.

İngilizce Racial discrimination Türkçe anlamı, Racial discrimination eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Racial discrimination ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Afforestation : Bir bölgenin ağaçlandırılması. Ağaçlandırma. Orman yetiştirme. Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma. Ormanlaştırma.

Age pyramid : Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge. Yaş piramidi.

Abrasion platform : Dalga aşındırma düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey. Dalga aşındırması düzlüğü.

Ageing of the population : Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması. Nüfus yaşlanması.

Agricultural production : Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Zirai üretim. Tarım üretimi. Tarımsal üretim. Taze meyve. Sebze.

Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.

Ethnocentrism : Halkbencilik. Etnosantrizm. Üstün ırkçılık taslama. Etnik merkezcilik. Yabancı düşmanlığı. Kimi halkların kendilerini "insan", başka halkları da "barbar" olarak nitelemeleri; değişik kültürlere bağlı toplumların kendi kültürlerinden olmayanlara karşı takındıkları üstünlük tavrı. Etnomerkezcilik.

Aluvial terrace : Akarsu sekisi. Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme.

 

Agricultural specialisation : Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi. Tarımsal özelleştirme.

Agricultural co operative : Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık. Tarım kooperatifi.

Racial discrimination synonyms : agrarian geography, colour line, race discrimination, altimetric profile, alluvial deposit, racism, racial segregation, aluvial coast, adventife cone, aboriginal population, segregation, racisms, air route, color bar, apartheid, color line, racialism.