Rags türkçesi Rags nedir

Rags ile ilgili cümleler

English: My grandmother wears a dress to rags.
Turkish: Büyükannem bir elbiseyi paçavra olana kadar giyer.

English: The man was in rags.
Turkish: Adam parçalanmış elbiseler içindeydi.

English: You shouldn't keep towels and cleaning rags together.
Turkish: Sen havluları ve temizlik bezlerini bir arada tutmamalısın.

English: Clothes make people, rags make lice.
Turkish: Elbiseler insan yapar, eski püskü elbiseler bit yapar.

English: Ali hid the gun under a bunch of oily rags in his garage.
Turkish: Ali silahını garajdaki bir demet yağlı paçavranın altına sakladı.

Rags ingilizcede ne demek, Rags nerede nasıl kullanılır?

Rags and tatters : Yırtık pırtık. Yırtık pırtık giysi. Paçavra. Lime lime.

Be in rags : Birinin giysileri yırtık pırtık olmak.

Cook to rags : Dağılana kadar pişirmek. Fazla pişirmek.

Glad rags : En iyi kıyafet. Ciciler.

Ragstone : Kavkaalı. Kumlu kireçtaşı. Sert süngertaşı.

Cragsmen : Dağcı.

Bullyrags : El şakası yapmak. Eşek şakası yapmak. Kabadayılık etmek. (birisini) sindirmek. Gözünü korkutmak.

Dishrags : Bulaşık bezi. Bulaşık yıkamak için kullanılan bez.

Drags : Aptal. Kadın elbisesi (eşcinsel erkeğin giydiği). Bitmek bilmemek. Durgunlaşmak. Koku (av). Zahmetli şey. Taramak. Kızak. Sürüklenmek. Tarak.

 

Dragsters : Kısa mesafeli yarış arabası.

İngilizce Rags Türkçe anlamı, Rags eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rags ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clothing : Giysiler. Giyim. Hazır giyim. Giydirme. Giysi. Üzeri. Belirli ölçütlere göre ve seri halinde üretilen giyim eşyası. Giyim eşyası. Giyecek.

Costume : Tiyatroda rolün gerektirdiği elbise, kostüm. Giysi. Sahne elbisesi. Kılık. Elbise giymek. Tayyör. Her türlü dış etkenlerden korunma, güzel ve çekici görünme, bağlı bulunduğu toplumsal sınıfı belirtme, yaşadığı ruhsal durumu dışa vurma, geleneklerin ve modanın etkisini yansıtma amacıyla giyilen, örtünülen, kuşanılan doğal ya da yapay nesnelerin tümü. Kostüm.

Clouted : Darbe. Nüfuz. Güç. Prestij. Etki. İndirmek. Patlatmak. Vurmak. İndirmek (argo terim).

Swab : Palas turpa. İlaçlı pamuk. Bulaşık bezi. Temizlemek (pamuklu çubukla). Temizleme bezi. Tayfa. Bez. Tahta bezi. Ufak bir çubuğun ucuna takılı hidrofil pamuk.

Apparel : Kılık. Giysi. Donatmak. Esvap. Giyecek. Üst baş. Süs. Giyim kuşam.

Lividity : Kurşun rengi. Lividiti. Morluk. Morlaşma, morumsu renk gösterme, venöz dolgunluk nedeniyle deri veya mukoza yüzeyinin morumtırak oluşu. kurşun rengi. Grilik. Lividite.

Duds : Kişisel eşyalar. Giyim eşyası. Giysi. Elbiseler.

Scrap : Dalaş. Rafa kaldırmak. Bozuntu. Atışma. Ç.yemek artıkları. Iskarta. Kırpıntı. Artık. Kavga etmek.

Tatter : Parçalamak. Çaput. Parçalanmak.

Costuming : Giysi. Kılık. Kostüm. Tayyör. Sahne elbisesi. Kisve. Elbise giymek.

 

Rags synonyms : pine tar rag, piece of cloth, piece of material, clouting, shred, fury, caparisoned, clouts, tatters, caparisoning, scraps, swabs, apparels, shreds, tag, worn out clothes, attiring, costumes, costumed, attires, dress, madness, rags and tatters, anger, wrath, rag, arrayal, caparisons, clothes, garb, appareled, tag end, attire.