Refugees türkçesi Refugees nedir

Refugees ile ilgili cümleler

English: The refugees felt safe in their new country.
Turkish: Mülteciler yeni ülkelerinde güvenli hissetti.

English: The refugees barely escaped death.
Turkish: Mülteciler ölümden kıl payı kurtuldular.

English: Many refugees are trying to reach Europe.
Turkish: Birçok mülteci Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor.

English: The refugees endured the 18-hour walk across the desert.
Turkish: Mülteciler çölde 18 saatlik yürüyüşe dayandılar.

English: That boat was full of refugees from Cuba.
Turkish: O tekne Kübalı mültecilerle doluydu.

Refugees ingilizcede ne demek, Refugees nerede nasıl kullanılır?

United nations relief and works agency for palestine refugees in the near east : .

Education of refugees : Sığınanlar eğitimi. Baskı altında ülke değiştirenlerin, sığındıkları yeni ülkeye uymalarını sağlamak için yapılan eğitim.

Un high commissioner for refugees : Bm mülteciler yüksek komiserliği.

United nations high commissioner for refugees : Birleşmiş milletler mülteciler yüksek komiseri. Dünya genelinde mültecilerin korunması ve mülteci sorunlarının çözümü için uluslararası faaliyetleri koordineden sorumlu birleşmiş milletler kuruluşu. Birleşmiş milletler mülteciler yüksek komiserliği.

 

War refugees : Savaş göçmenleri. Harpten kaçan insanlar. Savaştan kaçanlar. Savaş sığınmacıları. Savaş mültecileri.

The refugee problem : Mülteci problemi. Batı şeria gazze ve arap ülkelerinde yaşayan filistinliler problemi.

Street refuge : Ortakaldırım. Rofüj. Sokaklarda ve özellikle anayollarda, yayaları taşıt dolaşımının çekincelerinden korumak için yol ortasına yapılmış, yol düzeyinden yüksekte yer alan durma ve geçme yeri. Röfüj.

Port of refuge : Fırtına ve benzeri zorunlu nedenlerle gemilerin sığınabilecekleri yer. Sığınılacak liman. Sığınma limanı. Barınma limanı. Sığınak limanı. Barınakca.

Found refuge : Barınak buldu. Saklandı. Sığındı.

Refugee camp : Mülteci kampı.

İngilizce Refugees Türkçe anlamı, Refugees eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Refugees ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exile : Sürmek. Sürgün edilen kimse. Kovmak. Sürgün etmek. Sürmek (yurt dışı vb). Sürgüne yollamak. Sürgüne göndermek. Yurdundan sürülme. Sürülen kişi. Sürgün.

Dp : Harp sebebiyle memleketini terketmeye mecbur kalan kişi. Yurtiçi hasıla. Net yurtiçi hasıladan dolaylı vergilerin düşülmesi ve sübvansiyonların eklenmesiyle bulunan, yurtiçi gelirle özdeş olan milli gelir büyüklüğü. krş. safi yurtiçi hasıla, yurtiçi gelir, milli hasıla.

Incomer : Göçmen. Halef. Yeni gelen kimse. Yerine geçen kimse. Yeni gelen. Ardıl.

Fugitive : Uçan. Çabuk geçen. Kısa ömürlü. Kaçan. Geçici. Gidici. Akılda tutulması zor. Kaçak.

Emigre : Göç eden. Kendi ülkesini terk eden ve başka bir ülkeye yerleşen kimse (fransızca). Göçmen.

 

Transmigrators : Göçebe. Bir yerden başka bir yere giden. Bir ülkeden diğerine yer değiştiren kimse. Bir yerden diğerine yer değiştiren kimse. Göçmen. Konar göçer.

Migrant : Göçebe. Göçer. Göçmen. Göçmen kuş.

Resort : Başvurmak. Dinlenme yeri. Yoluna gitmek. Çareyi -de bulmak. Gitmek. -den yararlanma. -e başvurmak. Tatil yeri. Başvurma. Sık sık uğramak.

Immigrants : Göçebe. Göçmen. Göçmenler.

Entryman : Göçmen.

Refugees synonyms : fugitives, transmigrator, expat, immigrant, recourse, emigrant, asylum seeker, shadow, emigrants, refugee, stateless person, displaced person, resource, emigres, expatriate.