Immigrants türkçesi Immigrants nedir

Immigrants ile ilgili cümleler

English: In the 19th century, the number of immigrants swelled rapidly.
Turkish: 19. yüzyılda göçmenlerin sayısı hızla arttı.

English: In the 19th century, the number of immigrants increased rapidly.
Turkish: 19. yüzyılda göçmenlerin sayısı hızla yükseldi.

English: Halloween was brought to North America by immigrants from Europe who would celebrate the harvest around a bonfire, share ghost stories, sing, and tell fortunes.
Turkish: Cadılar Bayramı Kuzey Amerika'ya, bir şenlik ateşi etrafında hasadı kutlayan, birbirlerine hayalet hikayeleri anlatan, şarkı söyleyen ve fal bakan Avrupalı göçmenler tarafından getirilmiştir.

English: British immigrants didn't speak standard English.
Turkish: Britanyalı göçmenler standart İngilizce konuşmadılar.

English: In the 19th century, the number of immigrants grew rapidly.
Turkish: Göçmen sayısı 19.yy'da hızla arttı.

Immigrants ingilizcede ne demek, Immigrants nerede nasıl kullanılır?

Absorption of immigrants : Göçmen kabul etmek. Ülkeye yeni yerleşimciler almak.

Wave of immigrants : Göçmenler dalgası. Mülteci dalgası. Aynı anda ulaşan göçmen sayısı.

Immigrant absorption : Göçmen emme. Yeni göçmenlerin özümsenmesi ve barındırılması. Göçmen çekme.

 

Immigrant musician : Göçmen müzisyen. Yeni göç etmiş müzisyen.

Immigrant population : Yaşadığı ülkede doğmamış, oraya başka yerlerden gelerek yerleşmiş, "yerli"nin karşıtı olan insanlar. Göçmen nüfus.

Immigrant smuggling : Göçmen kaçakçılığı. Doğrudan veya dolaylı olarak, mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek amacıyla, bir kişinin vatandaşlığını taşımadığı veya sürekli ikametgahının bulunmadığı bir ülkeye yasal olmayan yollardan girişinin sağlanması. krş. insan ticareti.

Immigrates : Göçmek. Göçmen almak. Göç vermek. Göçmen olarak getirmek. Göç etmek. Hicret etmek. Göç eylemek.

Illegal immigrant : Yabancı bir ülkeye vizesi veya izni olmadan yaşamaya gelen kimse. İllegal göçmen. Kaçak göçmen. Yasadışı göçmen.

Immigrate : Göçmek. Göçmen olarak getirmek. Göç etmek. Hicret etmek. Göç vermek. Göçmen almak. Göç eylemek.

Immigration and naturalization service : Ins. Yabancıların amerika birleşik devletleri'ne kabul edilmesiyle ilgili kanunların uygulanmasından sorumlu olan abd adalet bakanlığı dairesi. Göçmenlik ve vatandaşlık bürosu.

İngilizce Immigrants Türkçe anlamı, Immigrants eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Immigrants ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Incomer : Yeni gelen kimse. Ardıl. Halef. Yerine geçen kimse. Yeni gelen.

Circuiter : Sabit bir rotaya göre seyahat eden kimse (seyahat eden hakime ait). Gezgin. Bir yerden bir yere giden kimse.

Emigrant : Göç eylemine katılan kişi. bk. göç.

Nomads : Göçebeler. Göçebe insanlar.

 

Scourer : Çokça ve enerjik olarak seyahat eden kimse. Avare. Ovalama aleti cihazı veya enstrümanı. Yaya dolaşan haydut. Tane yıkayan. Ovalayan ve fırçalayan kimse. Haydut. Ayrıma makinesi. Gezgin.

Migrate : Geçir. Göç etmek. Migrat. Göç eylemek. Geçirmek. Göçürmek. Göçmek. Geçmek. Taşınmak.

Migrant : Göçmen kuş. Göçer.

Nomadic population : Belirli bir konutu olmaksızın, yurt içinde, genellikle belli bir yöre içinde, çadır, hayvan ve öteki araçlarıyla mevsim ve iklime göre yer değiştiren ve göçebe özelliğinin gerektirdiği işlevleri gören, yerleşik olmayan kimse ya da topluluk. bk. göçer. Göçebe nüfus.

Emigres : Göç eden. Kendi ülkesini terk eden ve başka bir ülkeye yerleşen kimse (fransızca).

Nomadic : Göçerkonar. Başıboş dolaşan. Konargöçer. Göçebe gibi. Göçer. Göçebeye ait.

Immigrants synonyms : come, migrator, fugitives, roamer, roving, roamers, emigre, entryman, transmigrator, arrive, immigrant, emigrants, migratory, refugees, refugee, incomers, migrants, rovings, fobbing, transmigrators, nomad, peregrine, emigratory, fobs, fugitive, fobbed, boomer, transmigrate, boomers, get.

Immigrants zıt anlamlı kelimeler, Immigrants kelime anlamı

Leave : Çıkmak. Terk etmek. Kalkmak. Sorumluluğuna bırakmak. İzin. Terketmek. Vazgeçmek. Veda. Bırakmak. Müsaade.

Emigrate : Göç etmek. Hicret etmek. Göç eylemek. Göç vermek. Başka ülkeye gitmek veya yerleşmek. Göçmek. Göç. Yurt dışına göç etmek. (başka bir ülkeye) göç etmek.