Regulative bodies türkçesi Regulative bodies nedir

  • Serbest piyasa ekonomisinde etkinlikte bulunan işletmelerin, tüketicilerin hak ve çıkarlarını korunmak, piyasayı düzenlenmek, denetlenmek, piyasayı rekabet esasları çerçevesinde işler duruma getirmek, bu çerçevede denetleyici ve gerekiyorsa yaptırımlar uygulamak amacıyla bağımsız idari nitelikli olarak kurulan bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu, enerji piyasası düzenleme kurulu, rekabet kurumu, kamu ihale kurumu gibi kurumlar.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Düzenleyici ve denetleyici kurumlar.

Regulative bodies ingilizcede ne demek, Regulative bodies nerede nasıl kullanılır?

Regulative : Tanzim edici. Ayarlayıcı. Düzenleyici.

Bodies : Kütle. Birlik. Ceset. Grup. Hacim. Cisim. Vücut. Karoser. Büyük kısım. Kuruluş.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Acidophilic bodies : Asidofilik cisimcikler. Sitosegrezom oluşumları.

Antibodies : Antikorlar. Antikor.

Antisperm antibodies : Dişi veya erkeğin kan ve semen, döl yatağı ve yumurta kanalı salgıları ve servikal mukus gibi salgılarda bulunan ve spermin içerdiği proteinlere karşı gelişen immün-cevap tanecikleri. oluşan antisperm antikorları spermlere bağlanarak spermlerin kümeleşmesine, hareketliliklerinin kaybolmasına ve yumurtayı dölleme yeteneğinin azalmasına yol açarlar. Antisperm antikorları.

 

İngilizce Regulative bodies Türkçe anlamı, Regulative bodies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Regulative bodies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Regulative bodies synonyms : a shift in individual demand, a pass through certificate, a change in demand, a type mutual funds, a group shares, ability rent.