Reins türkçesi Reins nedir

Reins ile ilgili cümleler

English: I told Tom I'd help him reinstall Windows.
Turkish: Tom'a Windows proğramını yeniden yüklemesine yardım edeceğimi söyledim.

English: Ali asked Mary to help him reinstall Windows.
Turkish: Ali Mary'den Windows'u yeniden yüklemesi için ona yardımcı olmasını rica etti.

English: Gilded reins do not make for a better horse.
Turkish: Yaldızlı dizginler daha iyi bir at yapmazlar.

English: Am I reinstated?
Turkish: Eski görevime veriliyor muyum?

English: Golden reins do not make a better horse.
Turkish: Altın dizginler daha iyi bir at yapmazlar.

Reins ingilizcede ne demek, Reins nerede nasıl kullanılır?

Seize the reins of power : Gücün dizginlerini kavramak. Yetkili bir pozisyona gelmek.

Seized the reins of government : Hükmetmiş. Hükümetin dizginlerini eline almış. Liderliği almış.

Drop the reins : Vazgeçmek.

Give a horse the reins : Rahat bırakmak. Serbest bırakmak.

Hold the reins : Dizginleri ele almak.

Reinserts : Tekrar sokmak.

Reinspect : Yeniden kontrol etmek. Tekrar kontrol etmek.

Reinscribed : Yeniden yazmak. Yeniden kaydetmek. Tekrar kaydetmek. Geri kaydetmek.

Reinscribe : Tekrar kaydetmek. Yeniden kaydetmek. Yeniden yazmak. Geri kaydetmek.

Reinserting : Tekrar sokmak.

İngilizce Reins Türkçe anlamı, Reins eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Reins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grubbers : Eşeleyen kimse. Kök sökücü. Çapa. Pulluk. Uğraşan kimse. Saban. Tırmık.

Grubber : Kazıcı. Saban. Pulluk. Eşeleyen kimse. Kök sökücü. Uğraşan kimse. Çapa. Çapa makinesi. Tırmık.

Bel : Güç düzeyi farkı birimi.

Control : Denetim. Düzenlemek. İpli kuklaların iplerinin bağlandığı ve kuklacının denetimi sağladığı artı simgesi biçimindeki çatal. Kumada etmek. Denet. İdare etmek. Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi. Denetlemek. Bir olaylar dizisini, bir süreci ya da bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin tümü. sürmek, gütmek, yönetmek eylemleri artarak karmaşıklaşan, belirsizleşen birer işlevi adlandırır. denetim kavramında, doğruluğunu sınamak, sağlamak işlevi ağır basar. Değişkenlerin belli değerler arasında kalmasını sağlama işlemi.

Command : Yönetmek. Kumanda etmek. Yetki. Emretmek. Hak etmek. Kumanda. Layık olmak. Buyurmak. Tepeden görmek. Komut.

Bridle : Yular takmak. Zaptetmek. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek. Ata başlık takmak. Başkaldırmak. Kızmak. Karşı gelmek. Frenlemek. Gem vurmak. Gem.

Semen : Sperma. Bel suyu. Sperm. Meni. İçerisinde erkek cinsiyet hücrelerinin bulunduğu ejakülasyon sırasında dışarı atılan krem rengi tonlarında salgı, erkek ek cinsiyet salgı bezleri salgılarıyla spermatozoanın karışımı, meni, er suyu, bel suyu, atmık, semen. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Döl. Atmık. Semen.

 

Checkrein : Kantarma. At dizgini. Dizgin.

Reins synonyms : leading rein, bearing rein, back net, ribbons, strap, rein in, loin, sperms, semens, middle, loins, harness, spade, sperm, draw rein, doc, mountain pass, middle of the back.

Reins zıt anlamlı kelimeler, Reins kelime anlamı

Start : İki takım arasındaki ayaktopu oyununu hakemin başlatması. Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. Başlatmak. Başlama.

Reins ingilizce tanımı, definition of Reins

Reins kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The loins. The kidneys. Also, the region of the kidneys.