Bel nedir, Bel ne demek

Bel; anatomi, fizik, fizyoloji alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • İşaret.
  • İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm.
  • Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm
  • Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası.
  • Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı.
  • Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.
  • Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi.
  • Ses şiddetiyle ilgili birim.
  • Geminin orta bölümü.
  • Meni.

"Bel" ile ilgili cümleler

  • "Bel ağrısı."
  • "Çıksam yüksek bellere gün eylesem / Acep nazlı yâr duyar mı ola?" - Halk türküsü
  • "Kolum, boynundan beline doğru kayıyor." - Y. Z. Ortaç

Yerel Türkçe anlamı:

Çapalama aleti

Suların ayırım yeri.

Seviye: İki köyde bir belde.

Orta, orta bölüm: Tarlanın beli.

İşaret, nişan: Bizim kuzulara bel ettim.

Sırt, yamaç.

Çelik oyununun bir bölümü.

Belirti, iz, işaret

Toprağı kazmakta kullanılan bir cins kürek

Omurga.

Meni, sperma.

Nişan

Dağ üzerindeki yüksek geçit, yol, dönemeçli, dik dağ yolu

Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe.

Çocuğun anne karnında boğulmasına sebep olan bir hastalık.

 

Sırt, bayır, yamaç, dağ eteği.

Davar sağılan yer.

İki tepe arasındaki geçit veren alçak yer.

Kürek, geçit

Tarlanın ortası: Bizim tarlanın beli çukurdur.

Ateş küreği.

[Bakınız: belen]

2.bk. belen (I)-

İm.

Sapında ayak yeri olan metal kürek; geçit; orgasm; bel

Dağ silsilesi, sıradağ. 4.bk. belen (I)-4.

Biyoloji'deki anlamı:

Vücudun göğüs ile karın bölgeleri arasında kalan kuşak kısmı.

Coğrafya'daki terim anlamı:

[Bakınız: boyun]

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Ev tavanı. (Bölükbaşı *Selim -Kars)

Bağ ve bahçelerde toprağı alt üst yapmakta kullanılan araç. (Özgüney *Yalvaç; Küçükkabaca *Uluborlu -Isparta)

Ev döşemesi. (Kayalık *Susuz -Kars)

İngilizce'de Bel ne demek? Bel ingilizcesi nedir?:

waist

Fransızca'da Bel ne demek?:

bel, bêche

Osmanlıca Bel ne demek? Bel Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

katan

Bel hakkında bilgiler

Bel, insan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm.

Bel bölgesinde 5 adet omur bulunur. Omurlar üst üste gelerek, içinden omuriliğin geçtiği kanalı oluştururlar.

Bel ile ilgili Cümleler

  • Tom'a çok bel bağlama.
  • Türkçede birçok organ ve ekstremite ismi -b sesiyle başlar. Örn. baş, burun, boğaz, beyin, bel, bacak, bilek, bağır, böğür, bağırsak, böbrek.
  • Bel altı vuran siz olmadınız mı?
  • Bel ölçün kaç, 82 santim mi?
  • Bel ölçün nedir?
  • Başlamışsın yine bel altı vuruşlara, sinirlenme hayatım.
  • Neden kardeş bel altı vuruyorsun, neden beni kıskanıyorsun?

Bel kısaca anlamı, tanımı:

Bel etmek : İşaret koymak, işaret vermek.

Bel bağlamak : Birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek.

 

Bel kırmak : Kırıtmak, salınmak.

Bel vermek : Duvar gibi dik şeyler dışarıya veya tavan gibi yatay şeyler aşağıya doğru kamburlaşmak. herhangi bir konuda destek olmak.

Belden aşağı vurmak : İş hayatında, insan ilişkilerinde, siyasette kural dışı saldırmak.

Beli açılmak : Küçük abdestini tutamaz olmak.

Beli bükülmek : Yaşlılık yüzünden güçsüz kalmak, bir iş yapamayacak duruma düşmek.

Beli çökmek : Kamburlaşmak.

Belini bükmek : Çaresizlik içinde bırakmak.

Belini doğrultmak : Yeniden durumunu düzeltmek.

Belini kırmak : Birini bir şeyi yapamaz duruma getirmek.

Belini vermek : Dayanmak, yaslanmak.

Beli gelmek : Cinsel birleşme sırasında salgı boşalmak.

Belinden gelmek : Birinin dölü olmak.

Bel bellemek : Toprağı belle kazmak.

Bel ağrısı : Bel çevresinde oluşan ve duyulan ağrı.

Bel bağı : Bel kemeri.

Bel evladı : Bir kimsenin öz çocuğu.

Bel fıtığı : Bel omurlarında oluşan fıtık.

Belgevşekliği : Cinsel gücü yitirme.

Bel kemeri : Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan, deri, kumaş veya metalden yapılmış olan özel bağ, bel bağı.

Belkemiği : Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölüm, temel, esas.

Bel kemiği : Omurganın beli oluşturan bölümü, oma, amudufıkari.

Bel kündesi : Güreşte ellerin arkadan gelip hasmın göbeği üzerinde kilitlenmesiyle kündeleme.

Belsoğukluğu : Üreme organlarının akıntılı ve bulaşıcı bir hastalığı.

Beli bükük : Güçsüz, zavallı. Beli bükülmüş.

Yarı bel : Bel hizası.

Yol bel : Geçilen yer, yol.

Etek belde : Bir işi yapmaya hazır olan.

Elibelinde : Halı ve kilimlere yapılan, ellerini beline koymuş insan figürünü andıran bir motif türü, eliböğründe, koçboynuzu.

Eteği belinde : Kıvrak ve hamarat (kadın).

Kantarı belinde : Gözü açık, aldatılmaz (kimse).

Çatal bel : Bahçeyi bellemeye yarayan ucu çatallı ve saplı alet.

İşaret : El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet. Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im.

Orta : Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Yeniçeri Ocağında tabur. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Ne uzun ne kısa, midi. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. İyi ile kötü arasındaki durum. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş.

Meni : Erkeklerin cinsel organından salgılanan madde, er suyu, bel, atmık, dikel, sperm, sperma.

Ses : Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Aralarında uyum bulunan titreşimler. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Duygu ve düşünce. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Birim : Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Bir kümenin her elemanı.

Bel ağacı : Keten liflerini dolayarak ip, sicim veya halat haline getirmeye yarayan araç. Ağır yük konulduğu zaman, eğrilmeye engel olmak için arabanın altına ve ortasına konulan ağaç. Bel yapmak için kullanılan bir çeşit ağaç. At ve eşeğe palanla odun yüklerken ip takmak için, palanın ortasına geçirilen sopa.

Bel alıştırması : Beli güçlendirmek için, ayaklar açıkken, yerde duran gülleyi eğilip alma ve baş üzerine kaldırıp indirme biçiminde yapılan alıştırma.

Bel altı : Uçurumların, yarların ve bazı dağların altında görülen oyuk, barınak yer.

Bel aluğu : Kadınların yük taşırken bellerine sardıkları kalın bez parçası.

Bel atardamarları : Bel omurlarının sayısı kadar aorta abdominalis'in dorsal duvarından iki taraflı olarak çıkan atardamarlar, arterya lumbales.

Bel baği : Yeni tutulan atmacaları evcilleştirmek için kullanılan ip

Bel basmak : İşaret koymak, işaretlemek.

Bel bel etmek : İşaret koymak, işaretlemek.

Bel bereket : Bolluk, bet bereket.

Bel bölgesi : (biyoloji) (biyoloji)

Diğer dillerde Bel anlamı nedir?

İngilizce'de Bel ne demek? : [BEL] adj. beautiful, fair, handsome, good-looking

adj. beautiful, pretty, fair

adj. beautiful, good looking, handsome, fine, pretty, nice, pleasant, fair

Fransızca'da Bel : [le] beau

Almanca'da Bel : n. Gürtellinie, Sattel

Rusça'da Bel : n. лопата (F), заступ (M), талия (F), поясница (F), пояс (M), седловина (F)