Fizyoloji nedir, Fizyoloji ne demek

Fizyoloji; bir biyoloji terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı

Biyoloji'deki anlamı:

(Yun. physis: doğa; logos: bilim) Organizmaların görev ve faaliyetlerini inceleyen bilim dalı.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Canlı varlıkların örgen ve dokularını, bunların görevlerini nasıl yerine getirdiğini inceleyen biyoloji dalı.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Physis ve logos kelimelerinden oluşan, canlı organizmalardaki yaşam olaylarını ve çeşitli organların işlevleriyle çalışma mekanizmalarını inceleyen bilim dalı. Fizyoloji genel fizyoloji, virüs fizyolojisi, bakteri fizyolojisi, hücre fizyolojisi, insan ve hayvan fizyolojisi, bitki fizyolojisi ve karşılaştırmalı fizyoloji gibi kısımlara ayrılır. Biyoloji ve hekimliğin temeli olan bir bilim dalı ve insanın kendi kendini tanıması ve eğitip geliştirmesi için olması gereken bir kaynaktır.

Zooloji alanındaki anlamı:

(Yun. physis = tabiat,Yun. logos = bilim) Biyolojinin, organizmaların canlılığının ve hayatının olay ve çalışmalarını inceleyen bir dalı; organ, doku ve gözelerinin görevlerinin incelenmesi.

 

İngilizce'de Fizyoloji ne demek? Fizyoloji ingilizcesi nedir?:

physiology

Osmanlıca Fizyoloji ne demek? Fizyoloji Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

fenn-i menâfi-ül-âzâ

Fizyoloji kısaca anlamı, tanımı:

Fizyolojik : Normal, doğal olarak işleyen. Fizyoloji ile ilgili, vücutla ilgili.

Fizyolojist : Fizyoloji bilgini, fizyolog.

Canlı : Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Güçlü, etkili. Canlı yayın. Canı olan, diri, yaşayan. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik.

Hücre : Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Görev : Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

 

İnce : Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Zayıf. Hafif, gücü az. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Tiz (ses), pes karşıtı. Ayrıntılı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).

Bilim : Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.

Fizyolog : Fizyolojist.

Fizyolojik antagonist : Herhangi bir ilaç ya da zehirli maddenin doku veya organlar üzerinde oluşturduğu temel etkiyi, farklı almaçları etkileyerek azaltan veya ortadan kaldıran diğer ilaç.

Fizyolojik antagonizma : Bir ilaç veya zehrin doku veya organlar üzerinde oluşturduğu temel etkisinin, aksi yönde etki yapan diğer bir ilaç tarafından, ayrı bir almaç veya mekanizma aracılığıyla, azaltılması veya ortadan kaldırılması, bağımsız antagonizma.

Fizyolojik çözelti : Ozmotik basıncı belirli olan bir hayvan grubu kanının, ozmotik basıncına uyan özel bir tuz çözeltisi. Osmotik basıncı belirli olan bir hayvan grubu kanının osmotik basıncına uyan özel bir tuz çözeltisi.

Fizyolojik eriyik : (zooloji) Beden sıvılarıyla izotonik olan ve benzer tuzlar içeren, fizyolojik tuzlu su gibi çözeltiler.

Fizyolojik gelişim : Canlı bir varlığın ya da herhangi bir örgenin görevsel bakımdan zamanla değişikliğe uğraması, gelişme göstermesi.

Fizyolojik göz kamaşması : Hoş olmayan bir duyulanma doğurması zorunlu olmayan ama görüşü bozan göz kamaşması. bk. göz kamaşması, ruhbilimsel göz kamaşması.

Fizyolojik güdü : Bedenin su ya da besin gibi belirli bir fizyolojik gereksinmesine dayanan güdü.

Fizyolojik kompartıman : İlaçların vücutta dağılım gösterdikleri plazma, hücreler arası sıvı ve hücre dışı sıvı bölümlerinin ortak adı.

Fizyolojik meme ödemi : Doğum öncesi dönemde biçimlenip doğum sonrası birkaç hafta devam eden meme ödemi. Bu tip ödeminde ağrı yoktur ve doğum öncesi memelerde simetrik olarak gelişir. Kronik hâle geçer veya laktasyon boyunca kalır.

Fizyolojik ömür uzunluğu : Bir türün ya da türe ait bireyin kalıtsal olarak tayin edilen ömrünü tamamlama gücü. Bir türün veya türe ait bireyin kalıtsal olarak belirlenen ömrünü tamamlama gücü.

Fizyoloji ile ilgili Cümleler

  • Yemek yeme, su içme, uyuma, alkol almak, aşk yapmak bunların hepsi bir fizyolojik ihtiyaç ayıp günah neresinde bence yok.
  • İnsan fizyolojisi üç kredilik bir derstir.

Diğer dillerde Fizyoloji anlamı nedir?

İngilizce'de Fizyoloji ne demek? : n. physiology

Fransızca'da Fizyoloji : physiologie [la]

Almanca'da Fizyoloji : n. Physiologie

Rusça'da Fizyoloji : n. физиология (F)