Relative altitude türkçesi Relative altitude nedir

  • Kademelenme.
  • Herhangi bir yerin (örneğin bir dağın), anataban düzeyi olan deniz yüzünden değil de, kendi tabanına göre ölçülen yüksekliği.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Nispi irtifa.
  • Bağılyükseklik.

Relative altitude ingilizcede ne demek, Relative altitude nerede nasıl kullanılır?

Relative : Bağıl. İlgili. Özdeş türden başka bir şeyle karşılaştırılarak ölçülen ya da değerlendirilen (nicelik). İzafi. Akraba. Karşılaştırmalı. Bağlı. Hısım. Yakın. Nispi.

Altitude : Bir yıldızın, bir gökcisminin gözerimi düzleminden yukarı doğru açısal uzaklığı; deniz yüzeyinden ya da herhangi bir düzlemden yukarı doğru uzaklık. Karalar üzerinde herhangi bir nokta ile deniz yüzü arasındaki düşey uzaklık. Yüksek yerler ya da alanlar. İtibar. Kot. İrtifa. Rakım. Yükselti. Yükseklik. Üstünlük.

Relative address : Bir taban değerine göre adres. gerçek adres taban adresiyle göreli adresin toplamından oluşur. Göreli adres. Bağıl adres. Göreceli adres.

Relative adverb : İlgi belirteci. İlgi zarfı.

Relative atomic mass : İzafi atomik kütle. Nispi atom kütlesi.

Relative bioavailability : Damar içi kullanıma uygun biçimi olmayan bir ilacın, ağızdan verilen ve özellikleri iyi bilinen çözelti, eliksir vb. bir biçiminin karşılaştırılmasıyla ölçülen biyoyararlanım. Nispi biyoyararlanım.

 

İngilizce Relative altitude Türkçe anlamı, Relative altitude eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Relative altitude ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Altimetric profile : Kesit. Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş.

Air route : Uçuş rotası. Havayolu. Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı.

Aboriginal population : Yerli nüfus. Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus.

Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.

Afforestation : Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma. Ağaçlandırma. Ormanlaştırma. Bir bölgenin ağaçlandırılması. Orman yetiştirme.

Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.

Abrasion platform : Dalga aşındırması düzlüğü. Dalga aşındırma düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey.

Aluvial terrace : Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme. Akarsu sekisi.

 

Agricultural production : Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Tarımsal üretim. Tarım üretimi. Zirai üretim. Taze meyve. Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi. Sebze.

Agrarian geography : Tarım coğrafyası. İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü.

Relative altitude synonyms : alluvial deposit, ageing of the population, agricultural specialisation, aluvial coast, age pyramid, agricultural co operative.