Relative türkçesi Relative nedir

  • İlgi zamiri.
  • Akraba.
  • Bilgisayar, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Göreli.
  • Bir olayın başka olaylarla ilişkili, bağlantılı ve onlara bağımlı olması niteliği.
  • İzafi.
  • Hısım.
  • Nispi.
  • Bağlı.
  • Bağıntılı.
  • Yakın.
  • Göreceli.
  • Oranlı.
  • Özdeş türden başka bir şeyle karşılaştırılarak ölçülen ya da değerlendirilen (nicelik).
  • Karşılaştırmalı.
  • Bağıl.
  • Aynı kandan gelen ya da geldiklerine inanan bireylerle, birtakım uygulama ve kutsamalarla aralarında kan birliği sağlanan bireylere verilen ad. bk. akrabalık, dirimbilimsel akraba, atasoylu akrabalık.
  • İlişkin.
  • İlgili.

Relative ile ilgili cümleler

English: Ali is a relative of mine.
Turkish: Ali benim bir akrabam.

English: A stranger living nearby is better than a relative living far away.
Turkish: Yakında yaşayan bir yabancı uzakta yaşayan bir akrabadan daha iyidir.

English: Ali is a distant relative of mine.
Turkish: Ali benim uzaktan bir akrabam.

English: Ali is a distant relative of Mary's.
Turkish: Ali Mary'nin uzak bir akrabası.

English: Ali is a close relative of mine.
Turkish: Ali benim yakın bir akrabam.

Relative ingilizcede ne demek, Relative nerede nasıl kullanılır?

Relative address : Bağıl adres. Göreli adres. Göreceli adres. Bir taban değerine göre adres. gerçek adres taban adresiyle göreli adresin toplamından oluşur.

 

Relative adverb : İlgi belirteci. İlgi zarfı.

Relative altitude : Herhangi bir yerin (örneğin bir dağın), anataban düzeyi olan deniz yüzünden değil de, kendi tabanına göre ölçülen yüksekliği. Nispi irtifa. Bağılyükseklik. Kademelenme.

Relative atomic mass : Nispi atom kütlesi. İzafi atomik kütle.

Relative bioavailability : Damar içi kullanıma uygun biçimi olmayan bir ilacın, ağızdan verilen ve özellikleri iyi bilinen çözelti, eliksir vb. bir biçiminin karşılaştırılmasıyla ölçülen biyoyararlanım. Nispi biyoyararlanım.

Relative dispersion : Göreli yayılma. Bir dağılımın, gözlemleri dile getiren ölçü birimi ya da saltık değerlerden bağımsız olarak gösterdiği ölçünlü yayılım. Bağıl yayılma.

Relative density : Bağıl yoğunluk. Rölatif yoğunluk. Bir özdeğin belirli oylumdaki kütlesinin, ölçün olarak alınan başka bir özdeğin eşit oylumdaki kütlesine oranı. Göreli yoğunluk. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Nispi yoğunluk. İzafi yoğunluk. Bir özdeğin yoğunluğunun, ölçün sayılan bir başka özdeğin yoğunluğuna oranı (örn. hidrojen gazının 20°c daki yoğunluğu 0.0899 g/cm³ havaya göre bağıl yoğunluğu ise 0 .0746'dır. ). Bağıl özkütle.

Relative centrifugal force : Rölatif santrifugal güç. Rcf-g. Santrifüjün dönüş hızını belirleyen birim, rcf-g.

Relative clause : İlgi cümleciği. İlgi yantümcesi. İlgileme cümlesi. Sıfat tümceciği. İlgi tümceciği.

Relative data : Göreli veri.

İngilizce Relative Türkçe anlamı, Relative eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Relative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Consistent : Tutarlı. İstikrarlı. Uyumlu. Kalıcı. Birbirini tutar. Mütemadiyen. Kıvamlı. Sürekli.

Sibling : Hayvanın dişi veya erkek kardeşi. Kardeş.

Appendant : Müteallik. Daha büyük mirasın bir parçası olan mal veya hak (hukuk terimi). Eklenmiş. Merbut. Eklenen. Mülhak. Ait. Muallakta.

Consanguine : Soydaş.

Kith and kin : Aile yakınları. Dostlar ve akrabalar. Konu komşu. Yakınlar. Hısım akraba. Eş dost. Eşler dostlar. Akrabalar.

Relative pronoun : Ki'li birleşik cümlelerde ana cümleyi yardımcı cümleye bağlayan ve dilimize farsçadan geçmiş olan ki nispet zamiri: biliyorum ki yapılan işler hakkında size bilgi verecektir. öyle bir ev almış ki görülmeye değer. öyle yorulmuş ki yemek bile yiyemedi. bize öyle bir oyun oynadı ki sorma vb. Bağlama zamiri. İlgi adılı. Ki bağlacı.

Regarding : Nazaran. -e ilişkin olarak. Dair. İlgilenme. '-e ile ilgili olarak. Hususunda. -e dair. -e gelince. Gelince. '-e gelince.

Partner : Ortak etmek. Oyun arkadaşı. Hayat arkadaşı. Şirket sermayesine katılan kişi. Tarım işlerinde, iyenin yerini ekip biçerek sağlanan ürünün yarısını alan kişi. Bilgisayar, hukuk, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Dam. Arkadaş. Erkek arkadaş. Ortağı gibi davranmak.

Connexions : İrtibatlar. İlişki. İlgi. Bağlantılar. Bağlantı. Yakınlık. Dost. İlişkiler.

Rationals : Rasyonel. Akıl sahibi. Makul. Aklı olan. Aklı başında. Akla yatkın. Akılcı. Mantıklı. Akli.

Relative synonyms : matrikin, kissing cousin, kin group, kinship group, matrilineal kin, matrilineal sib, patrilineal sib, full cousin, patrisib, patrikin, patrilineal kin, kinsperson, matrisib, relative in law, attached, comparatives, concerned, relation, person, somebody, close, kinsman, conditional, contrastive, adhered, better half, concerning, spouse, as to, assignors, sib, cousin german, connate.

Relative zıt anlamlı kelimeler, Relative kelime anlamı

Absolute : Müstakil. Sonsuz. Katıksız. Saltık. Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan bir olgunun bu niteliği. Saf. Kayıtsız şartsız. Mükemmel. Bilgisayar, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sınırsız.

Ancestor : Ata.

Descendant : -in soyundan gelen kimse. Birinin soyundan gelen kimse. İn soyundan gelen kimse. Torun. Oğul. Neslinden olan kişi. Döl. Düşen şey. Neslinden olan. Soyundan gelen kimse.

Relative ingilizce tanımı, definition of Relative

Relative kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Respecting. One of two object or term. A relative object or term. Referring. As, arguments not relative to the subject. One who, or that which, relates to, or is considered in its relation to, something else. Pertaining. Standing in connection. One of two objects directly connected by any relation. Having relation or reference.