Reporter türkçesi Reporter nedir

  • Muhbir.
  • Televizyon için haber derleyen gazeteci. derlediği haberleri televizyonda kendi sunan gazeteci.
  • Raportör.
  • Röportajcı.
  • Haberci.
  • Gazete muhabiri.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Televizyon bildirmeni.
  • Muhabir.
  • Bilgi veren kimse.
  • Mazbata muharriri.
  • Muhabir (gazete veya radyo veya tv veya ).

Reporter ile ilgili cümleler

English: Being a reporter is hard work.
Turkish: Muhabir olmak zor iş.

English: He is a reporter for Time magazine.
Turkish: Time dergisinde bir muhabirdir.

English: A reporter asked Tom some questions as he left the courthouse.
Turkish: Bir muhabir Tom'a adliyeden ayrılırken bazı sorular sordu.

English: A good newspaper reporter takes advantage of what he learns from any source, even the "little bird told him so" type of source.
Turkish: İyi bir gazete muhabiri herhangi bir kaynaktan öğrendiklerinden, hatta "küçük kuş ona öyle söyledi" türü kaynaktan bile yararlanır.

English: A reporter is interviewing Dr. Patterson about Koko, a talking gorilla.
Turkish: Bir muhabir Dr Patterson'la konuşan bir goril olan Koko hakkında görüşme yapıyor.

Reporter ingilizcede ne demek, Reporter nerede nasıl kullanılır?

Reporter camera : El alıcısı. Elde taşınabilir ve kullanılabilir boy ve ağırlıktaki alıcı. tv. canlı yayında kullanılan ya da bir mıknatıslı görüntü aygıtına bağlı olarak çalışan, bir alıcı yönetmeninin taşıyıp kullanabileceği boy ve ağırlıktaki televizyon alıcısı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Reporter cameraman : Alıcılı bildirmen. Sinema, televizyon için haber filmleri; magazin, görüşüm izlencelerine gereç sağlayan, bazen de alıcısıyla canlı yayın gereci gönderen kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Reporter gene : Nakledildikleri organizmada fenotipte ya da ürünlerde etkisi gözlenebilen gen. Raportör gen.

Crime reporter : Adliye muhabiri. Sakçı muhabiri.

Cub reporter : (resmi olmayan) deneyimsiz muhabir. Acemi gazeteci. Gençlik dergisi muhabiri. Deneyimi olmayan muhabir.

Science reporter : Bilim muhabiri. Bilim raportörü. Bilimsel konularda uzmanlaşmış yazar. Bilim hakkında yazan köşe yazarı.

Reported : Bildirmek. Görünmek. İhbar etmek. Söylemek. Rapor edilmiş. Muhabirlik yapmak. Hazır bulunmak. Sunmak (yasa vb.). Rapor edilen. Anlatmak.

Field reporter : Saha gazetecisi. Olayları meydana geldiği yerde görerek haber yapan gazeteci. Olay yerinden haber yapan gazeteci.

Reporters : Haberci. Bilgi veren kimse. Raportör. Muhabir. Muhbir.

Reportedly : Söylentilere bakılırsa. Dediklerine göre. Söylentiye göre. Söylendiğine göre. Anlatıldığına göre. Söylentilere göre. Resmi olarak.

İngilizce Reporter Türkçe anlamı, Reporter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Reporter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Harbingers : Haber vermek. Müjdelemek. İşaret. Müjdeci. Müjde. Alamet.

Canary : Küçük iskete. Polis ajanı. Açık sarı. Ajan. İspiyoncu. Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ispinozgiller (fringillidae) familyasından, sırtı kül rengi, diğer tarafları sarı yeşil olan, akdeniz memleketlerinde bahçe ve ırmak kenarlarında yaşayan bir tür. kanarya. Kanarya. Kanarya rengi.

 

Tv reporter : Televizyon muhabiri. Televizyonda haber yayınları için haber hikayeleri hazırlayan muhabir. Tv muhabiri.

Informants : İhbarcı. Haber veren. (hasta hakkında) bilgi veren kişi. Haber veya bilgi veren kimse. İtirafçı. Haber kaynağı. Denek. İspiyoncu.

Referee : Hakem olmak. Başhakem. Yarışlarda, ölçmelerin denetimini yapmakla görevli, uygulama anlaşmazlıklarını çözümlemekle yükümlü bulunan, l.a.a.f. yönetmeliğinin uygulanmasından sorumlu yargıcı. Bilirkişi. Oyunu yöneten kişi. Tenis, atletizm, futbol, masa tenisi, basketbol, ekonomi, voleybol alanlarında kullanılır. Oyunun kurullara göre yönetilmesinden sorumlu olan ve kararlarına uyulması gereken görevli. Yayın hakemi. Başyargıcı. Uzlaştırıcı.

Correspondents : Yazışma yapan kimse.

Auspicate : İşaret. Başlamak. Emare. Belirti. Başarı ve iyi şans getirmesi için belirlenmiş törenle başlamak.

Correspondent : Taşra ya da dış ülke muhabiri. Karşılıklı. Bir kimseyle sürekli mektuplaşan kişi. Yazışma yapan kimse. Mektup arkadaşı. Yazışan. Eş.

Legman : Çırak. Ayak işlerine bakan kimse. Gazeteci.

Reporter synonyms : newsperson, television newscaster, reporters, communicant, denunciator, intelligencer, delator, heralding, couriers, pressman, despatchers, blabbering, journo, television reporter, denouncers, stringer, referees, blabber, denouncer, newswoman, informer, despatcher, despatch rider, rapporteurs, fink, blabbers, communicants, interviewers, interviewer, communicator, foreruns, courier, rapporteur.

Reporter ingilizce tanımı, definition of Reporter

Reporter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who reports.