Residing türkçesi Residing nedir

Residing ile ilgili cümleler

English: No, my parents are actually residing in Minas and Sao Paulo.
Turkish: Hayır, anne babam aslında Minas ve Sao Paulo'da oturuyorlar.

Residing ingilizcede ne demek, Residing nerede nasıl kullanılır?

Residing in background : Artalanda kalan.

Presiding : Yönetmek. Başkanlık etmek.

Oocyst residium : Ookist artığı. Ookist içerisinde bulunan ancak sporokist içerisinde bulunmayan biçimsiz kitle.

Sporocyst residium : Sporokist artığı. Koksidiyaların sporlanmış ookistlerinin sporokistleri içerisinde, sporozoit oluşumundan sonra görülen biçimsiz sitoplazmik materyal kitlesi.

Presidio : Teksas eyaletinde şehir. Yeni kurulmuş ve tahkim edilmiş askeri bir mevki veya garnizon. Prezidyo.

Resided : Bulunmak. Etmek. -e dayanmak. Bağlı olmak. Oturmak (ikamet vb). İkamet etmek. -de ikamet etmek. Ait olmak. Oturmak.

Presidium : Daimi üye (rusya). Başbakanlık heyeti (rusya). Yasama organına vekalet eden komite.

Residence : Sükna. İkametgah. Rezidans. İşyerinde yatıp kalkma. İkamet. Yaşanan yer. Konak. Oturma. Konut. Oturum.

Residence inn : Abd kanada ve meksika'da suit oteller ağı (uzun süreli iş seyahatleri için tasarlanmış).

Residencies : Konak. Genel vali konağı (sömürge).

İngilizce Residing Türkçe anlamı, Residing eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Residing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dweller : Kimse. İkamet eden veya oturan kimse. Sakin. Oturan.

Colonial : Bir veya daha fazla sömürgeye ait veya onunla ilgili olan. Eskiden sömürge olan eyaletlerle ilgili. Kolonyal. Sömürgeyle ilgili. Sömürgeye ait. Sömürge. Anayurdundan ayrı bir kolonide yaşayana özgü. Sömürgeci. Koloni ile ilgili. Sömürgede oturan kimse.

Suburbanite : Kenar mahalleli kimse. Banliyöde oturan kimse.

Seances : Toplantı. Ruh çağırma seansı. Seans.

Housemate : Ev arkadaşı.

Speed reading : Hızlı okuma. Hızlı okuma tekniği.

Occupant : Yatan kimse (yatakta). İşgalci. Oturan kimse (ev veya bina veya oda vb'nde). İşgal eden. Kiracı. İşgal eden kimse. Bir yerde oturan kimse. Kullanıcı. Bir konutta ya da bir yerleşim yerinde oturan, orada yerleşmiş olan kimse. Oturman.

Outlier : Dışında veya uzağında bulunan şey veya kişi. Aykırı değer. Yatay ya da bir yana eğimli katmanlardan oluşan bir yaylada, akarsu aşındırmasından az çok kurtulabilen ve aşınmadan önceki yüzeyin bir parçası olan tepecik. Sapkin gözlem. Sapkın gözlem. Şahit tepe. Diğerlerinden veya yerinden uzakta olan şey veya kişi. Erozyonla ana oluşumdan ayrılmış olan kaya parçası (jeoloji). Tanıktepe.

Tenant : Kiracı. Kirada oturmak. Kullanma hakkına sahip olan. Bir taşınmaz malın kullanımını, belli bir süre için belirli bir tutmalık karşılığında, taşınmaz iyesinden kendisi için sağlayan kimse. Kiralayan. Kira ile tutmak. Tutman. Kiralama işleminde kiraya konu olan malların kullanım hakkını devralan kişi. Malik.

 

Aboding : İkamet yeri. Bir yerde ikamet etmek. Sükna. İkamet etme (bir yerde). Oturma. Oturulan yer. Konut. İkametgah.

Residing synonyms : linguistic process, poring over, owner occupier, stater, sojourner, court, hearing, forums, inholder, fora, perusing, dwelling, event, inmate, skimming, conclaves, inhabitancy, studying, metropolitan, indweller, meeting, browse, sesh, resident, dalesman, language, residences, alexandrian, forum, occupier, incident, aboded, incidents.

Residing zıt anlamlı kelimeler, Residing kelime anlamı

Nonresident : Ülke sakini olmayan. Geçici olarak oturan. Ülke sakini olmayan kişi. Bölgeye ait olmayan. Okuduğu yerin yerlisi olmayan (öğrenci). Ülkesi dışında yaşayan (kimse). İkamet etmeyen. Görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse). Yerleşik olmayan.

Euphonious : Ahenkli. Sesi kulağa hoş gelen. Hoş sesli.