Residues türkçesi Residues nedir

Residues ingilizcede ne demek, Residues nerede nasıl kullanılır?

Purging residues : Kavuz, yabancı ot tohumları, toz-toprak ve diğer yabancı maddeler gibi hububat tanelerinden ayrılan maddeler. Temizleme kalıntıları.

Slaughterhouse residues : Mezbaha yan ürünleri. Mezbaha kalıntıları.

There are still residues : Anı kalıyor. Hala kalıntılar mevcut. Unutması zor.

Residue check : Artık denetimi. İşlem doğruluk sınaması. Sayı ile denetim. Kalıntı denetimi.

Residue class : Kalan sınıfı. Artık bölüğü.

Drug residue : Herhangi bir hastalıkla mücadele, doğuma müdahele veya büyüme ve gelişmeye yardımcı olma gibi amaçlarla ilaç kullanımına bağlı olarak karaciğer tarafından metabolize edilen ilaç moleküllerine ait metabolit veya ana moleküllerin kana geçemesini takiben doku ve organlara dağılması ve kısmen buralarda birikmesi sonucunda, bu hayvanların ilaçla ilgili kesim öncesi yasal arınma sürelerine uyulmamasından dolayı et, süt ve yumurtalarında bulunan kimyasalların ortak adı. İlaç kalıntısı.

Residue theorem : Artık teoremi. Artık savı.

Barley malt cleaning residue : Arpa malt temizleme kalıntısı. Maltlaştırılmış arpanın temizlenmesinden veya malt çiminin malttan yeniden temizlenmesinden elde edilen temizleme kalıntısı.

 

Feed with drug residue : Hayvanların hastalıklarını iyileştirmek, hafifletmek, tedavi etmek veya hayvanları hastalıklardan korumak amacıyla kullanılan ve o etkiyi temsil eden ilaçları içeren herhangi bir yem. İlaçlı yem.

Barley milling residue : Arpa öğütme yan ürünleri. Arpa değirmen kalıntıları.

İngilizce Residues Türkçe anlamı, Residues eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Residues ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feculence : Pislik. Çamur. Posa. Bulanıklık.

From now on : Şu andan itibaren. Bu günden itibaren. Şimdiden sonra. Bu tarihten itibaren. Bundan sonra. Bundan böyle. Bundan sonrası için.

Ever after : Ondan sonra. Daima. Ebediyen. Ebediyete kadar. Ondan sonra daima. Sonsuza dek. Hep.

At that : Bile. Mademki. Hem de. Onun üzerine. Bu durumda. Haliyle hatta. Aynı zamanda. Olduğu gibi. Bile artık.

In any case : Nasılsa. Nasıl olursa olsun. Zaten. Ne olursa olsun. Herhalde. Her hakte. Her halukarda. İllaki. İlla. Her halükarda.

Left : Kalmak. Sol el. Soldaki. Sol tarafa. Sol. Bırakılan. Sol taraf. Sola ait. Sola.

Relict : Dul kadın. Değişmeden kalan şey. Soyu tükenmekte olan canlı. Cinsi tükenmekte olan tür (hayvan veya bitki). Daha önce faal olan fakat evrim sırasında fonksiyonunu kaybeden herhangi bir organ ya da yapı.

Live : Geçinmek. Naklen. Beslenmek. Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. Yaşamak (hayat). Sürmek (yaşam veya ömür). Hayatta kalmak. Akım açık. Oturmak. Hayatın tadını çıkarmak.

 

Dross : Değersiz şey. Cüruf. Değersiz şeyler. Kül curuf. Metal yüzünde oluşan cüruf. Maden posası. Süprüntü. Dışık. Posa.

Hangovers : Artık etki. İçki mahmurluğu. İçki sersemliği. Akşamdan kalma. Eski şey. Akşamdan kalmışlık. Akşamdan kalmalık. Ayıltı. Mahmurluk.

Residues synonyms : residua, leavings, palimsest, deposits, above, leftover, remaining, arrears, rusticate, feces, depositum, ends, draff, foots, relic, deposition, fag end, crusts, inhabit, left behind, dwell, any longer, shack, balances, residual, effluent, remainder, bottoms, residue, hangover, dreg, residuals, remanent.

Residues zıt anlamlı kelimeler, Residues kelime anlamı

Nonpayment : Adem-i tediye. Tediye etmeme. Ödememe. Ödeme yapmama. Ademi tediye. Bir borcu ödememe. Ödemesiz.