Respondents türkçesi Respondents nedir

Respondents ingilizcede ne demek, Respondents nerede nasıl kullanılır?

Corespondents : Ortak davalı (çoğu kez zina durumunda). Birlikte dava edilen kimse.

Correspondents : Muhabir. Yazışma yapan kimse.

Respondent selection key : Konut birimi ya da benzeri birimler düzeyinde yapılan örneklemede görüşülecek tek tek birimlere inmeyi sağlamak üzere önceden rastlantılı olarak saptanmış seçme kılavuzu. Yanıtlayıcı seçme açkısı.

Co respondent : Eşin zina yaptığı kimse. Zina davasına çıkan sevgili.

Suspicious respondent : Bilimsel araştırmalara ya da belli soru ve konulara kuşkuyla yaklaşan kişi. Kuşkucu yanıtlayıcı.

Respondent : Muhatap. Sanık. Savunma yapan. Yanıtlayıcı. Savunma makamı. Karşılık veren. Cevap niteliğinde. Davalı. Denek. Cevap veren.

Correspondent : Yazışma yapan kimse. Eş. Taşra muhabiri. Muhabir. Mektup arkadaşı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir kimseyle sürekli mektuplaşan kişi. Biriyle mektuplaşma. Yazışan. Taşra ya da dış ülke muhabiri.

Respondentia : Rehni yalnızca yük olan deniz ödüncü. Deniz ödüncü. Rehni yük olan deniz kredisi. Gemi üzerine rehin konulması ile verilen kredi. Seferi tamamlamak için gemide mevcut yük için alınan borç.

 

Legal correspondent : Hukuki konularla ilgili bilgi veren muhabir. Hukuk muhabiri.

Foreign correspondent : Dış muhabir banka. Yabancı bir ülkede haber peşinde koşan gazeteci veya televizyoncu. Yabancı muhabir. Dış muhabir.

İngilizce Respondents Türkçe anlamı, Respondents eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Respondents ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In dispute : İhtilaf halinde. Çekişmeli. İhtilaflı. Tartışmalı. Dava konusu olan.

Dft : Kendisine dava açılmış kimse. Suç isnat edilmiş kişi. Defendant (davalı). Müdafi. Zanlı (hukuk terimi).

Culprit : Maznun. Fail. Mücrim. Hükümlü. Zanlı. Suçlu.

Heartsick : Üzgün. Acılı. Kederli. Bağrı yanık. Yüreği yanık. Çok kederli. Bezgin.

Respondent : Bir soruşturu ya da görüşmede bilgi alınmak üzere kendisine soru yöneltilen ve soruya amaca uygun olarak yanıt veren kişi. Araştırmada sorulan sorulara cevap veren kimse. Yanıtlayıcı. Karşılık veren. Muhatap. Cevap niteliğinde. Cevap veren. Savunan kişi.

Defense : Koruma. Müdafaa. Savunma. Korunma. Bir takımın kalesini korumak ve gol yememek için oyun süresince çaba göstermesi. Vikaye. Savunu. Bkz.defence.

Indictee : Resmi bir şekilde suçlanan kimse. Suç işlediği iddia edilen kimse (hukuk terimi). Resmen itham edilen kimse. Suçlanan kimse. Aleyhine dava açılan kimse. Suçlanan.

 

Suspects : Şüpheli. Zanlı.

Suspected : Kuşkulanmak. Maznun. Şüphelenmek. Şüphe etmek. Şüpheli. Güvenmemek. Hakkında kötü düşünmek. Zan altında bulunan. Şüphelenilen.

Respondents synonyms : libelee, libelees, libellees, responsive, litigatious, suspect, defendants, culprits, answering, hopeless, litigious, defendant, contested, libellee, indictees, litiginous, perpetrator, defence, accused.

Respondents zıt anlamlı kelimeler, Respondents kelime anlamı

Hopeful : Umut veren. Geleceği parlak. Ümitli. Umutlandırıcı. Umut verici. Umutlu. Ümitvar. İyimser. Ümit verici.

Unresponsive : Tepki göstermeyen. Tepkisiz. İhtiyacı karşılamayan.