Rock dove türkçesi Rock dove nedir

  • Columba livia.
  • Kuşlar (aves) sınıfının, güvercinler (columbiformes) takımının, güvercingiller (columbidae) familyasından, 34 cm kadar uzunlukta, tüyleri açık kül rengi, mavi, gagası kara, ayakları kırmızı olan, yuvasını sahillere yakın yerlerde bulunan kayalık ve mağaralara yapan, yurdumuzun her yerinde görülen bir tür.
  • Kayagüvercini.
  • Kaya güvercini.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Rock dove ingilizcede ne demek, Rock dove nerede nasıl kullanılır?

Rock : Rock yapmak (müzik). Kaya. Sarsmak. Zorlaştırmak. Şaşırtmak. Irgalamak. Sallamak. Kayaç. Bir tür şekerleme. Kayalık.

Dove : Sevgili. Ilımlı politikacı. Azalmak. Dalış yapmak. Gömülmek. Su altına dalmak. Güvercin. İyilik simgesi. Barış yanlısı kimse. Kumru.

Rock and roll : Rock. Rock and roll tarzı müzik. Hadi başlayalım. Rock'n'roll. Rakınrol.

Rock asphalt : Kaya asfaltı.

Rock basin : Buzul çanağı. Bir buzul koyağı tabanında, aşırı oyulma sonunda oluşan ve koyağı genişleten çanak biçimli çukur.

Rock bed : Kaya tabanı. Kaya taban.

İngilizce Rock dove Türkçe anlamı, Rock dove eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rock dove ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aardvark : Karınca yiyen. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Borudişli.

 

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Acacia : Salkım ağacı. Akasya. Arap zamkı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Akasya sakızı.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.

Aardvarks : Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Damarlı dişliler. Yerdomuzu.

 

Rock dove synonyms : rock pigeon, a cells, abductor muscle, aardwolf, a chromosome, turbit, abiotic environment, abambulacral area, abiotic factor.