Ruhbilimsel göz kamaşması nedir, Ruhbilimsel göz kamaşması ne demek

Teknik terim anlamı:

Rahatsız edici bir duyulanma doğuran ama görüşü bozması ille de gerekli olmayan göz kamaşması. bk. göz kamaşması, fizyolojik göz kamaşması.

Ruhbilimsel göz kamaşması kısaca anlamı, tanımı

Göz kamaşması : Işıklılıkların uygun olmayan dağılışı, ya da çok yüksek ışıklılıklar, ya da zaman ya da uzay içindeki aşırı ışıklılık farkları sonucu, nesneleri ayırt etme yeteneğinde bir azalma, ya da görme eyleminin eziyetli olması ya da her ikisini de kapsayan görüş koşulları, bk. dolaylı göz kamaşması, dolaysız göz kamaşması, fizyolojik göz kamaşması, ruhbilimsel göz kamaşması, yansımayla göz kamaşması, köreltici göz kamaşması

Kamaş : Ekşi : Biraz kamaş getir çorbaya katalım. Tütünün dip yaprakları.

Ruhbilim : Organizmanın, özellikle insan organizmasının çevreye uyması ile ilgili sorunları inceleyen bilim. İnsanların duyum, heyecan, usavurma, algılama ve benzerleri özellikleri üzerinde araştırmalar yapan bilim. İnsanın ruhsal yaşamını etkileyen koşulları, etkenleri ve sorunları inceleme konusu yapan bilim. Davranış, anlıksal süreçler ya da kişilikle uğraşan bilim.

Göz : Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

 

Kama : Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. Oyunda sayı. Topun gerisini kapayan kapak. Oyunda kazanılan her parti.

Kamaşma : Kamaşmak işi.

Fizyolojik göz kamaşması : Hoş olmayan bir duyulanma doğurması zorunlu olmayan ama görüşü bozan göz kamaşması. bk. göz kamaşması, ruhbilimsel göz kamaşması.

Fizyolojik : Fizyoloji ile ilgili, vücutla ilgili. Normal, doğal olarak işleyen.

Fizyoloji : Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı.

Duyulanma : Duyusal bir izlenimin zihinsel içeriğinden soyutlanan ve çözümleyici olarak indirgenemeyen kavram.

Rahatsız : Rahatı olmayan, tedirgin, huzursuz. Hasta, keyifsiz. Rahat kullanılmayan, sıkıntı, tedirginlik veren.

Gerekli : Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri.

Görüşü : Ölçünlü yordamlardan yoksun olduğu için güvenilirlik ve geçerlik düzeyi düşük özgür görüşme, bk. yöneltimsiz görüşme.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Rahat : İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur. Aldırmaz, gamsız. Kolay bir biçimde, kolaylıkla. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut. Sıkıntı ya da yorgunluk, tedirginlik vermeyen. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan.

 

Bozma : Bozmak işi. Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş.

Görüş : Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Diğer dillerde Ruhbilimsel göz kamaşması anlamı nedir?

İngilizce'de Ruhbilimsel göz kamaşması ne demek ? : discomfort glare