Rules türkçesi Rules nedir

Rules ile ilgili cümleler

English: Ali didn't ask what the rules were.
Turkish: Ali kuralların ne olduğunu sormadı.

English: Ali broke the rules and was kicked off the team.
Turkish: Ali kuralları ihlal etti ve takımdan atıldı.

English: Ali doesn't know all the rules yet.
Turkish: Ali henüz bütün kuralları bilmiyor.

English: Ali broke one of the rules and was kicked out of school.
Turkish: Ali kuralların birine uymadı ve okuldan atıldı.

English: Ali doesn't understand the rules of the game.
Turkish: Ali oyunun kurallarını anlamıyor.

Rules ingilizcede ne demek, Rules nerede nasıl kullanılır?

Rules based economics policy : İktisadi hedeflere ulaşmak amacıyla her türlü iktisadi gelişme karşısında uygulanacak politikaların önceden belirlenen kurallar çerçevesinde yürütüleceğinin açıklandığı, bu yolla uygulanacak iktisat politikasının zaman tutarsızlığı ve gecikme sorunlarıyla karşılaşmayacağını ileri süren ve ilk kez parasalcı okul tarafından önerilen politika. krş. duruma göre iktisat politikası. Kurala göre iktisat politikası.

Rules of origine : Köken kuralı. Uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş ilkelerden hareketle geliştirilmiş ve bir ülke tarafından eşyanın kökenini saptamak amacıyla kullanılan o ülke mevzuatındaki belirli hükümler.

 

Rules wizard : Kural sihirbazı.

Abidance by rules : Kanunlara itaat. Düzenlemelere uyulması eylemi.

Abide by the rules : Kurallara bağlı kalmak.

Counter to all rules : Bütün kurallara aykırı.

Divisibility rules : Bölünebilme kuralları.

Basic rules : Temel kanun. Temel yönergeler. Temel kurallar. Esas kurallar.

Enforce rules : Güç kullanarak veya zorla kurallara uymaya zorlamak. Düzenlemeleri veya kanunları etkin şekilde gerçekleştirmek. Kuralları uygulamak. Kurallara uymaya zorlamak.

Break the rules : Prensipleri çiğneme. Kuralları çiğnemek. Kurallara uymama. Kuralları çiğneme (bir oyunun). Kalıpları kırmak.

İngilizce Rules Türkçe anlamı, Rules eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rules ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Convention : Bilgisayar, iktisat, tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Uzlaşma. Düzen. Toplu karar. İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta ittifak ve iktisadi ilişkiler gibi konularda yasal sonuçlar doğurmak üzere yapılan sözleşme. Uylaşım. Anlaşıt. Belli bir tarihsel dönemde bir toplumda ya da bir toplumsal kümede yaygın olan gelenek, görenek, moda, alışkı. . . gibi genel uygulama ya da kullanım biçimlerinin her biri. Adet. Sayma.

Annulment : Yokarma. İptal. Feshetme. Fesh. Kaldırma. İlga. Yürürlükten kaldırma. Evliliğin iptali. Bozma (yasa veya yargı veya sözleşme vb'ni).

Manners : Adap. Ahlak. Hareket tarzı. Edep. Adabımuaşeret. Örf. Terbiye. Görgü.

Ordinance : Emir. Ferman. Buyruk. Kural. Karar. Hüküm. Yasa. Nizam.

 

Morals : Ders. Hulk. Adab. Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı. Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda. Ahlak düşüncesi. Ahlak. Özdeyiş. Ahlak kuralları.

Legislations : Yürürlükteki yasalar. Kanunlar. Kanun yapma. Yasama.

Covenant : Sözleşme. Akdetmek. Antlaşma. Uzlaşmak. Mukavele yapmak. Vadetmek. Sözleşme yapmak. Vaat etmek. Ahdetmek.

Administer an oath : Yemin ettirmek. Andiçirme. Ant içirmek.

Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.

Command : Yönetim. Hükmetmek. Yönetmek. Komut. Emir vermek. Layık olmak. Emir. Hakim olmak. Emretmek. Tepeden görmek.

Rules synonyms : code of behavior, guide line, standing rule, practice, regulations, ordinances, order of business, american law of corporation, constitution, throne, abetment, govern, custom, precepts, the written law, precept, statute, regulatory, abstention, administration of justice, pattern, bylaw, aggravating circumstances, rule, control, guidelines, alphabet, misgovern, covenants, legislation, good morals, mores, normal.

Rules zıt anlamlı kelimeler, Rules kelime anlamı

Yin : Çin felsefesine göre pasiflik ve karanlığı temsil ettiği söylenen evrendeki kadınsı güç veya prensip. Dualist çin felsefesinde pasif kadın öğe.

Yang : Dualistik çin felsefesinde aktif erkek öğe. Çin felsefesine göre evrende ışığı ve inisiyatifi temsil ettiği söylenen erkeksi güç veya ilke. İyi.

Misconception : Yanlış kavrama. Yanlış kavram. Yanlış fikir. Yanlış kanı. Yanlış anlama. Yanlış yorum. Kavram hatası. Kavram yanılgısı.