Rusting türkçesi Rusting nedir

  • Pas yapma.
  • Korozyon ve pasla kaplı olma.
  • Paslanma.
  • Paslı olma.

Rusting ile ilgili cümleler

English: I think that Tom is too trusting.
Turkish: Tom'un çok güvenilir olduğunu düşünüyorum.

English: He's too trusting.
Turkish: O çok güvenilir.

English: He's open and trusting.
Turkish: O açık ve güvenilirdir.

English: Trusting yourself is the key to success.
Turkish: Kendine güvenmek başarının anahtarıdır.

English: Ali is too trusting.
Turkish: Ali çok güvenilir.

Rusting ingilizcede ne demek, Rusting nerede nasıl kullanılır?

Non rusting steel : Paslanmaz çelik.

Alkaline derusting : Alkali ile pas giderme.

Crusting : Kabuklanma. Buz tutmak. Kabuklanmak.

Distrusting : Güvensizlik. Şüphe duymak. İtimat etmemek. Emniyet etmemek. -e itimat etmemek. İnanmamak. Sıtkı sıyrılmak. Güveni sarsılmak. Güvenmemek. Kuşkulanmak.

Encrusting : Üztünü kaplama. Kabuk bağlamak. Kabuk tutma. Kaplamak. Kabuk bağlama. Toz bağlama. Kaplanmak.

Thrusting : Agresif. Saldırgan. Batırma.

Regular national entrusting : Yasalara ve yönetmeliklere uygun olarak yapılan başvurma. Düzenli ulusal başvurma.

Mistrusting : Kuşkulanmak. Kuşku. Güvensizlik. İtimatsızlık. Sıtkı sıyrılmak. İtimat etmemek. Güvenmemek. Sıdkı sıyrılmak. Şüphe etmek. Şüphe.

 

Trusting domain : Güvenen etki alanı.

Entrusting with : Vrmek. Devretmek. Koruması veya saklaması için birisine vermek. Bir görev veya sorumluluk vererek yetkilendirmek.

İngilizce Rusting Türkçe anlamı, Rusting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rusting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Multicolored : Renkli. Rengarenk. Alaca. Çok renkli. Alacalı. Renk renk.

Corrosion : Rüzgar aşındırması. Çürüme. Coğrafya, fizik, gitar, kimya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Paslandırma. Bir gözlemcinin beklentilerine ve eğilimlerine uygun düşmediği için belli olguları görmezlikten gelmesinden ya da çarpıtmasından doğan yanlılık. Katı gereçler, özellikle metal alaşımların kimyasal ve elektrokimyasal tepkimelerle ya da fiziksel çözülme ile aşınması. Sürekli bitki örtüsünden yoksun kurak ve yarı kurak bölgelerde, rüzgarların yerden kaldırıp savurduğu ya da sürüklediği katı özdeklerin de yardımıyla, yeryüzünde oluşturdukları kendine özgü biçimlerin tümü. Korozyon. Çürüme (pas veya kimyasal maddeden ileri gelen). Metal nesnelerin üzerinde zamanla neme bağlı pas oluşumu.

Oxidisation : Oksitlenme. Oksidasyon. Oksitleme.

Rust : Pas. Körelmek. Pas rengi. Paslanmak. Pas lekesi olmak. Tembelleşmek. Pasmantarıgillerin çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler, bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı. Köreltmek.

Oxidations : Yükseltgenme. Oksidasyon. Yanma. Soğukkanlılık. Oksitlenme. Oksitleşme.

Rustiness : Hantallık. Körelme. Paslılık. Hamlama.

Corroding : Aşınan. Aşındırmak. Yıpranmak. Çürütmek. Yıpratmak. Kemirmek. Aşınma.

 

Multicoloured : Renkli. Renk renk. Alacalı. Çok renkli. Rengarenk. Alaca.

Erosion : Belli bir yüzey üzerindeki epitelin kaybı, deri veya mukoza üzerinde sınırlı bir bölgenin epitelden yoksun oluşuyla belirgin durum. dişte mine tabakasının aşınması. Aşındırma. Belli bir yüzey üzerindeki epitelin kaybı, deri veya mukoza üzerinde sınırlı bir bölgenin epitelden mahrum oluşuyla belirgin durum, erozyon. ekolojik faktörler nedeniyle toprağın verimli tabakasının bulunduğu yerden, su, rüzgar, dalga ve buz gibi etkenlerle taşınması. Toprak aşınımı. Yerkabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere, çeşitli dışetmenlerle yıpratılıp, yerinden koparılmaları ya da eritilmeleri. Ekolojik faktörler nedeniyle toprağın verimli tabakasının bulunduğu yerden, su, rüzgar, dalga ve buz gibi etkenlerle taşınması. Sarsma. Erozyon. Kemirme. Çoğunlukla kayaçların akarsu, yel, buzul ve dalga etkisiyle aşındırılması, kazılması ve kum, toz gibi birbirine yapışık olmayan dağınık maddelerin süpürülerek kaldırılması olayları.

Rusting synonyms : ferric oxide, becoming rusty, oxidation, oxidization.