Sıfır noktası nedir, Sıfır noktası ne demek

Sıfır noktası; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Tutum ölçekleme yordamında oransal ölçüm düzeyine ulaşmak ve böylelikle belli bir tutum konusunda yandaş ve karşı olanların göreli oranlarını saptamak üzere bir tutumsuzluk bölgesi içinde sıfır sayılan nokta.

Sıfır noktası anlamı, tanımı

Nokta : Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Orta nokta. Sınır, derece, radde. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Yer. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Nöbetçi bulunan yer

Sıfır : Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0). Kötü, başarısız, verimsiz. Olmayan, bulunmayan. Yeni, kullanılmamış. Hiçbir değeri olmayan şey.

Tutumsuzluk bölgesi : Belli bir tutum alanında yoğunluk ölçeğiyle elde edilen katılma düzeyi dağılımının verdiği eğrinin en düşük değeri aldığı ya da o alandaki tutumsuzluğu gösteren sıfır noktasının içinde düştüğü varsayılan bölge.

Tutumsuzluk : Tutumsuz olma durumu, müsriflik, savurganlık.

Böylelikle : Böylece.

Ölçekleme : Büyüklüğü belli ölçülerde değiştirme; böylece küçük çapta taslamlardan büyük çapta yapılar tasarlama. Nesne ya da özellikleri nitel kesimlere ya da bölütlere ayırmakla kalmayarak sıra, eşit aralık ve oran ilişkileri içinde dile getirmek üzere başvurulan nicelleştirme yolu.

 

Saptamak : Bir şeyi belirgin kılmak, tespit etmek. Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirmek, oynamaz duruma getirmek, tespit etmek.

Tutumsuz : Aşırı harcamalar yapan, savurgan, müsrif.

Ulaşmak : Varmak, gelmek. Birbirine katılmak, dökülmek. Elde etmek, erişmek. Yetişmek.

Sayılan : Vergi.

Saptama : Saptamak işi, tespit. Gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi.

Oranla : Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten.

Saptam : Bir olay, işlem ya da bileşimin, değişken ve etkenlerinin nicelik ve niteliklerini belirleme.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Yandaş : Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse, yanlı, taraflı, taraftar.

Yordam : Yatkınlık, alışkanlık, yeti, meleke. Çeviklik, çabukluk. Yöntem. Kılavuz, yardımcı. Çalım.

Ulaşma : Ulaşmak işi.

Göreli : Göreceli.

Görel : Hindi.

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Diğer dillerde Sıfır noktası anlamı nedir?

İngilizce'de Sıfır noktası ne demek ? : zero point