Sırtüstü nedir, Sırtüstü ne demek

Sırtüstü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

"Sırtüstü" ile ilgili cümle örnekleri

  • "İkide bir kendini sırtüstü saman dalgalarının içine atarak yüzme taklidi yapıyordu." - R. N. Güntekin

Sırtüstü hakkında bilgiler

Sırtüstü yüzme, ilk olarak 1912 yılında Stockholm Olimpiyat Oyunları sırasında Amerikalı yüzücü Hebner tarafından yapılmıştır. Yarışı kazandığı için yenilikçi tekniği çok ciddiye alınmıştır. Uzun zaman sırt üstü yüzülmeye devam edildi.Sırt üstü yüzme suyun üzerinde sırt üstü yatarak yapılmaktadır.Eller baş hizasına gelir ve geriye doğru ayaklar yardımıyla ilerlenir.Sırt üstü yüzerken insanın kendisini rahat bırakması gerekir.

Sırt üstü yüzenler yüzmeye başlarken ayaklarını ve de ayak parmaklarını suyun altında tutmalıdırlar. Ayrıca isminden de anlaşılabileceği gibi sırtları üzerinde kafaları yukarda yüzmeleri gerekir. Yüzücüler start aldıktan sonra 15 m kadar su altında yüzme hakkına sahiptir.

Sırt üstü yüzerken belin dik bir şekilde tutulması , ayak çırpmayı da kolaylaştırır.Parmak uçları gergin bir şekilde ayak çırpmak doğrudur.Kolları geriye doğru atarken avuç içleri dışa dönük olması kolaylık sağlar.Baş geriye atılabileceği gibi , çoğu iyi sırt üstü yüzücünün çenesi vücuduna yani aşağı doğru yüzdüğü görülmüştür.

 

Sırtüstü ile ilgili Cümleler

  • Ali sırtüstü uyur.
  • O, bayıldı ve sırtüstü düştü.
  • "Garson, bu sinek çorbamda ne yapıyor?" "Bana sırtüstü yüzecek gibi geliyor, bayım!"
  • O sırtüstü yatıyor muydu?
  • O yatakta sırtüstü yatıyor.
  • Hasta sırtüstü uzanıyor.
  • Gözleri kapalı sırtüstü yattı.
  • Sırtüstü uzanıp yıldızları seyrediyordu.
  • Sırtüstü yatıyordu.

Sırtüstü anlamı, kısaca tanımı:

Sırt : Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı. Dağların veya tepelerin üst bölümü. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Kesici araçların kesmeyen kenarı. İnsanın üstü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm.

Sırtüstü yatmak : Sırtı yere gelmek üzere yatmak. çalışmadan rahat bir yaşam sürmek. hiçbir şey yapmamak.

Yüzme : Yüzme sporu. Yüzmek işi.

Olimpiyat : Her dört yılda bir başka ülkede yapılan, amatörlerin ve ülkelerinde profesyonel olarak futbol, basketbol, voleybol vb. takım sporlarıyla uğraşanların katıldığı uluslararası spor yarışmaları, olimpiyat oyunları. Yunanistan'da Zeus onuruna yapılmış olan yarışmalar. Bazı alanlarda düzenlenen yarışma.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Hile, düzen, desise, entrika. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Kumar.

 

Amerikalı : Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse.

Yüzücü : Yüzme sporu yapan kimse. Kasaplık hayvanların derilerini yüzen kimse. Yüzme sporunu profesyonel olarak yapan kimse. Birini sömüren kimse.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer.

Yarış : Yarışma. Yarışma, rekabet.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Sarhoş olmak. Bulunmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Uymak, tam gelmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Yol açmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Yitirmek, elinden kaçırmak.

Üzere : Neredeyse. Gibi. Amacıyla. Şartıyla.

Sırtüstü yatış : Vücudun, kollar kendi yerinde, boylu boyunca sırtüstü yere uzanmış bulunduğu durum.

Diğer dillerde Sırtüstü anlamı nedir?

İngilizce'de Sırtüstü ne demek? : on one's back

Fransızca'da Sırtüstü : à la renverse, sur le dos

Almanca'da Sırtüstü : auf dem Rücken