Salamis türkçesi Salamis nedir

Salamis ingilizcede ne demek, Salamis nerede nasıl kullanılır?

Salami technique : Salam dilimi tekniği.

Hungarian cooked salami : Macar salamı. Sarımsak ve paprika içeren bir salam türü.

Salami : Salam. Macar salamı. Geniş kalibreli kılıflarda üretilen fermente, kuru sucukların genel adı.

Salamanca : New york eyaletinde yerleşim yeri. New mexico eyaletinde şehir.

Salamander : Beton kür sobası. Taban demir kütlesi. Tamburlu ısıtıcı. Ateşte yanmayan canlı. Salamandra. Ocak veya soba demiri veya maşası. Semender. Ocak sürgüsü.

Salamander poisoning : Semenderlerin ağız yoluyla köpek ve kedilerde tüketimi sonucu kas zayıflığı, eş güdüm bozukluğu ve seyrek olarak çırpınmalarla belirgin zehirlenme. Semender zehirlenmesi.

Salamanders : Salamandra. Salamander. Ocak veya soba demiri veya maşası. Semender. İki yaşamlılar (amphibia) sınıfının, kuyruklu iki yaşamlılar (urodela) takımından, kertenkeleye benzeyen fakat çıplak ve yumuşak derili olan, larvaları suda, erginleri karada yaşayan, avrupa, asya ve afrika'da bulunan, alp semenderi (salamandra atra), kafkas semenderi (s.caucasia), safran semenderi (triturus crocatus) türleri iyi bilinen bir familya. Ocak sürgüsü. Taban demir kütlesi. Beton kür sobası. Semendergiller.

 

Lungless salamander : Akciğersiz semender.

Negara brunei darussalam : Pasifik okyanusu'nda borneo kıyılarının kuzeybatısında bulunan sultanlık (güney çin denizi ve malezya'ya sınır). Brunei darüsselam sultanlığı. Brunei.

Eastern tiger salamander : Küt ağızlı. Kuyruklu iki yaşamlılar (urodela) takımının, küt ağızlıgiller (amblystomidae) familyasından, larvasına aksolotl denilen, meksika ve kuzey amerika dağ göllerinde yaşayan bir sürüngen türü.

İngilizce Salamis Türkçe anlamı, Salamis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Salamis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Plume : Bulut (tüy şeklinde). Mükafat. Ödül. Kuş tüyü. Tüy. Tuğ. Tüylerini düzeltmek (kuş). Kuştüyü. Nişan. Sorguç.

Lappland : Laponya.

Shaft : Sütun başlığıyla kaide arasındaki kısım. Hava bacası. Tüy ekseni. Kuşlarda tüyün kök ve gövdeden meydana gelen eksen parçası. skapus. Aks. Ön bölümü maden başa bağlı, en geniş yeri ip sargılı, tahta ya da madenden yapılmış cirit gövdesi. Şaft. Işın. Sap. Gövde.

Same : Özdeş. Sürüm. Farksız. Aynı şey. Tıpkısı. Sataktaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışımını sağlama. Benzer. Tıpkı. Eşit. Aynı şekilde.

Rib : Zevce. Fitil (kumaş). Hanım. Yaprak damarı. Şemsiye teli. Dört ayaklı omurgalılarda çift ve hafifçe kıvrık bir seri ince kemik ya da kısmen sırt taraftan omurgaya, karın tarafından bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek şekilde eklemli bulunan kıkırdaklı çubuklar. eğe kemiği. bazı böceklerin yumurtaları üzerinde boyuna uzanan kabarık yapılar. dinoflagellatların yüzeydeki kabarık çıkıntıları. Nervür. Pervaz. Kafaya almak.

 

Lapplander : Laponyalı.

Quill : Makara. Makaraya sarmak. Tüy. Kuş kanadının büyük tüyü. Mızrap. Kuyruk teleği. Tüy kalem. Kirpi dikeni. Kuşlar tüy dökümüne girdiğinde ve vücutları kısmen pin tüylerle kaplandığında kullanılan, tüy folikülleri tarafından oluşturulmuş tüy. Telek.

Lapp : Laplar. Laponca. Kuzey iskandinavya'da moğol kökenli göçebe topluluk. Lapon. Laponyalı. Finlandiya ve rusya'da yaşayan etnik bir grup.

Variety meat : Değişik et. Sakatat. Özel et parçaları. Sosis.

European : Biseksüel. Avrupalı. Avrupa. Alafranga. Avrupa'ya ait. Frenk. Avrupa'ya özgü. Avrupa ile ilgili. Avrupai.

Salamis synonyms : saame, plumage, sami, lapland, feather, hungarian cooked salami, salami, variety.