Sculpsit türkçesi Sculpsit nedir

Sculpsit ingilizcede ne demek, Sculpsit nerede nasıl kullanılır?

Sculp : Heykeltraşlık yapmak. Heykelini yapmak. Oymak. Yontmak.

Sculpin : Boğa kafa. İri yassı kafası ve dikenli pulları ve yüzgeçleri olan deniz balığı. Amerikan tatlısu kedibalığı.

Sculpt : Şekil verme. Heykelini yapmak. Heykeltraşlık yapmak. Oymak. Şekillendirme. Yontmak.

Sculpted : Oymak. Heykel şekli verilmiş. Heykeli yapılmış. Oyulmuş. Heykelini yapmak. Heykeltraşlık yapmak. Yontulmuş. Yontmak.

Sculpting : Şekil verme. Heykeltraşlık yapmak. Oymak. Heykelini yapmak. Yontmak.

Sculptresses : Kadın heykeltıraş. Oymacı. Heykeltraş.

Sculpts : Şekil verme. Heykelini yapmak. Şekillendirme. Yontmak. Oymak. Heykeltraşlık yapmak.

Sculptural : Heykelsi. Heykel niteliği taşıyan. Heykel. Heykel gibi.

Sculptors : Heykeltraş. Heykeltıraşlar. Oymacı.

Sculpture : Yontu. Heykeltraşlık yapmak. Oyma. Yontuculuk. Heykel yapmak. Heykeltıraşlık. Heykel sanatı. Heykelcik. Yontusunu yapmak. Heykel.

İngilizce Sculpsit Türkçe anlamı, Sculpsit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sculpsit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cavers : Mağara kaşifi. Mağara araştırmacısı.

Sculpture : Heykelini yapmak. Oymak. Heykel sanatı. Yontu. Heykel. Yontmak. Yontusunu yapmak. Heykeltraşlık yapmak. Heykelcik. Heykeltıraşlık.

 

Whittlers : Kesen. Düşüren. Kesimci. İşi gücü olmayan. Miminize eden. Vakit öldüren. Soyan. Kabuğunu çıkaran. İçini çıkaran.

Offender : Suçlu. Kabahatli. Suç işlemiş kimse. Fail. Mücrimin. Suç işleyen.

Carve : Oymak (mermer vb'ni). Oymalarla süslemek. Doğramak. Tavuk vb kesmek. Oyma ile süslemek. Oymak. Keserek servis etmek (et vb). Sofrada eti kesip dağıtmak. Oymacılık yapmak. Hakkaklık yapmak.

Caver : Mağara kaşifi. Mağara araştırmacısı.

Whittler : İçini çıkaran. Düşüren. Kesen. Vakit öldüren. Kabuğunu çıkaran. Kesimci. İşi gücü olmayan. Miminize eden.

Perpetrator : İrtikap eden. Adı karışan. Suç işleyen. Fail. Sanık. Mücrim. Mürtekip. Suçlu. Suç işleyen kimse.

Wrongdoer : Kötülük eden kimse. Günahkar. Haksızlık eden kimse. Suç işleyen kimse. Fail. Suç faili. Haksızlık eden.

Grave : Aksan işareti. İşlemek. Ciddi. Ağır. Makber. Sin. Karayer. Kazımak. Gömmek. Önemli.