Seasoning türkçesi Seasoning nedir

Seasoning ile ilgili cümleler

English: This seasoning has a bitter taste.
Turkish: Bu baharatın acı bir tadı var.

English: What's your favorite seasoning?
Turkish: Gözde sosun nedir?

English: The seasoning is just right.
Turkish: Baharat tam sağlıklıydı.

Seasoning ingilizcede ne demek, Seasoning nerede nasıl kullanılır?

Seasonings : Çeşnilik. Mevsimlendirme. Lezzet veren. Baharat. Terbiye. Lezzet verme. Sos. Çeşni. Bahar.

Season ticket : Sezonluk bilet. Seyahat kartı. Kesenelere ilişkin işlemlerin düzenli yürütülmesi amacıyla, bu yöndeki koşulları tümüyle kapsayan ve uygulamaları sonuçlarıyla gösteren bilgi verici kart. Abonman kartı. Abone kartı. Seyahat pasosu. Abonman. Abonman bileti. Kesene kartı.

End of season sale : Sezon sonu indirimi. Sezon satışları sonu. Bir sezon veya mevsimin sonunda gerçekleştirilen fiyat indirimi.

In season and out of season : Uygun veya uygunsuz. Yerli yersiz. Olur olmadık. Vakitli vakitsiz. Her zaman. Sabah akşam. Ne zaman olursa olsun. Yaz kış. İyi ve kötü zamanda. Daimi.

Warm season plant : İlkbahar ve yaz aylarında gelişebilen bitki. Sıcak iklim bitkisi.

Be out of season : Mevsimi bitmiş olmak.

 

Busy season : Yapılacak çok işin olduğu zaman periyodu. Çalışma sezonu. Yılın popüler zamanı.

Close season : Av yasağı mevsimi. Av yasağı dönemi. Kapalı sezon. Avlanma yasağı dönemi.

Breeding season : Çiftleşme mevsimi. Aşım mevsimi. Kısrak, koyun ve keçilerde cinsel aktivenin sürdüğü çiftleşme mevsimi, aşım sezonu, çiftleşme mevsimi, çiftleşme sezonu, üreme sezonu. yasal olarak kısraklarda tohumlamanın kabul edildiği mevsim. Üreme sezonu. Çiftleşme sezonu. Aşım sezonu. Üreme mevsimi.

A word in season : Yerinde söz.

İngilizce Seasoning Türkçe anlamı, Seasoning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seasoning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Curry powder : Acılı hint baharatı. Köri toz baharat. Zerdaçal vb baharat karışımı. Körü toz baharat. Köri tozu. Toz haline getirilmiş kimyon. Köri.

Spice : Tat veren şey. Baharatlamak. Baharat koymak. Çeşni katmak. Heyecanlı hale getirmek. Heyecan katmak. İlginçleştirmek.

Youth : Delikanlılık. Tazelik. Gençlik. Genç adam. Uşak. İnsan hayatının ortalama olarak on altı ile yirmi beş yaşları arasına rastlayan dönemi. gençlerden oluşan topluluk. Genç. Delikanlı. Dinçlik.

Table salt : Yemek tuzu. Yemeklik tuz. Sofra tuzu.

Garlic salt : Sarımsak tuzu.

Common salt : Tuz. Mutfak tuzu. Sofra tuzu. Yemek tuzu. Tadını artırmak için yemeklere konulan tuz çeşidi.

Cultivations : Ziraat. Yetiştirme. Tarım. İşleme. Görgü. Yetişme.

Medley : Karışık şeyler. Çeşitli. Karmakarışık şey. Karışım. Florida eyaletinde yerleşim yeri. Oturtma. Potpuri. Medley. Karışık.

 

Cayenne : Arnavut biberi. Kırmızıbiber. Çok acı kırmızı biber. Çok acı biber. Arnavutbiberi. Fransız guyanası'nın başkenti. İskambil oyunu. Kırmızı biber.

Sassed : Sululuk. Şımarıklık. Küstahça konuşmak.

Seasoning synonyms : lemon oil, wintergreen oil, sour salt, benniseed, coriander seed, cassareep, spearmint oil, celery salt, peppermint oil, fenugreek seed, oil of wintergreen, anise seed, onion salt, fennel seed, lemon extract, flavourer, seasoned salt, almond extract, cola extract, garlic chive, flavouring, paprika, medleys, garlic, saffron, spicing, anchovy paste, enrichers, springtide, celery seed, gravy, bristliest, condiment.

Seasoning ingilizce tanımı, definition of Seasoning

Seasoning kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or process by which anything is seasoned.