Seating türkçesi Seating nedir

  • Oturacak yer.
  • Yerine oturtma.
  • Yatak (makine).
  • Oturma yerleri.
  • Oturma yeri.
  • Oturacak yer sağlama.
  • Oturtma.

Seating ile ilgili cümleler

English: All the seating areas are taken.
Turkish: Tüm oturma yerleri tutulmuş.

Seating ingilizcede ne demek, Seating nerede nasıl kullanılır?

Seating arrangement : Oturma düzeni.

Seating capacity : Bir sinemadaki koltukların tümü, dolayısıyla bir sinemanın alabileceği izleyici sayısı; sinemanın sığası. Oturma kapasitesi. Koltuk kapasitesi. Seyir yerindeki koltuk sayısı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Koltuk sayısı. Yer kapasitesi. Sığa. Herhangi bir tiyatro alanının ya da salonunun alabileceği seyirci sayısını gösteren kavram. birim gerilimde bir nesneye sığabilen elektrik yükü niteliği.

Seating chart : Oturma planı.

Seating plan : Oturma planı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema salonundaki oturulacak yerleri gösteren tasar. Yer tasarı. Seyirci salonundaki oturma yerlerini gösteren plan.

Seatings : Yerine oturtma. Oturacak yer. Oturtma. Oturma yeri.

Keyseating machine : Kama oluğu açma makinesi.

Nauseatingly : Tiksindirici bir halde. Mide bulandırıcı bir şekilde. İğrenç bir şekilde. Tiksindirici bir şekilde.

Nauseation : Bulantı. Mide bulantısı.

Nauseating : Bayıltıcı. Mide bulandırıcı. Midesi bozuk olan (konuşma dili). İğrenç. İğrenmeye neden olan. Kusma hissi yaratan. Tiksindirici.

 

Caseation : Peynire dönüştürme. Kazeasyon.

İngilizce Seating Türkçe anlamı, Seating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Service : Hizmet. Servis. Bakımını yapmak. Çiftleştirmek (kısrak). Hizmet etmek. Servis sağlamak. Gereksinimleri karşılama ve üretildiği anda tüketilme özelliklerine sahip her türlü etkinlik. Müşteriye bakmak. Hizmet vermek. Bakımını sağlamak.

Pew : Kilise oturağı. Kilise sırası. Sıra (kilisede oturacak). Uzun sıra. Uzun bank. Sıra (kilisede). Yer (ingiliz ingilizcesi). Sıra.

Habitation : Yurt. Konut. Mesken. Oturma. Yerleşim. Ev. İkamet. Barınak. Yerleşme.

Pews : Kilise sırası. Sıra. Kilise oturağı. Sıra (kilisede oturacak). Yer (ingiliz ingilizcesi). Sıra (kilisede). Uzun bank. Uzun sıra.

Way : Kolcuğun veya anahtarın konumlarından her biri. Civar. Huy. Taraf. Davranış tarzı. Mesafe. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Başarmak. Davranış. Usul.

Orchestra : Orkestra. Tiy parter. Parter. Tiy orkestra. Orkestra yeri. Çalgı takımı. En ön sıralar. Orkestra çalgı topluluğu. Saz takımı.

Domiciles : Konut. Poliçenin ödendiği yer. Yerleştirmek. Ödemek (poliçe). İkamet ettirmek. Mesken vermek. Ödemek. Ev. Oturmak.

Elbow room : Yeterince alan. Hareket edecek alan. Yeterli alan. Hareket alanı.

Parquet : Sıva. Parke döşemek. Parter. Parke. Gösteri salonlarında orkestraya bitişik bölüm. Parke kaplamak.

Seating synonyms : seating room, parquet circle, seating area, tiered seat, ringside seat, seatings, dress circle, stall, ischion, medley, parterre, ringside, circle, seat, room, medleys, domiciling, domicile, sitting room, seats, lobby, fixation.

 

Seating zıt anlamlı kelimeler, Seating kelime anlamı

Disservice : Zarar. Ziyan. İncitmek. İncitici davranış. Zararlı iş. Kötülük. Zararlı davranış. Hasar. Kırmak.

Seating ingilizce tanımı, definition of Seating

Seating kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of providing with a seat or seats. As, the seating of an audience.