Seclude türkçesi Seclude nedir

  • Tecrit etmek.
  • Başkalarından uzak tutmak.
  • Eve kapamak.
  • Görüştürmemek.
  • İnzivaya çekmek.
  • Kimseyle görüştürmemek.
  • Ayırmak.

Seclude ile ilgili cümleler

English: They found a secluded beach where they spent the day.
Turkish: Onlar günü orada geçirdikleri tenha bir plaj buldu.

English: Ali told me he wanted to live on a secluded beach.
Turkish: Ali bana tenha bir sahilde yaşamak istediğini söyledi.

Seclude ingilizcede ne demek, Seclude nerede nasıl kullanılır?

Seclude oneself : Görüşmemek. İnzivaya çekilmek. Kimseyle görüşmemek.

Secluded : İçerlek. Kapalı. Kuytu. Mahrem. Kimseyle görüşmeyen. Irak. Issız. İnzivaya çekilmiş. İzbe. Tenha.

Secludedly : İzole edilmiş bir şekilde. Teker teker. Yapayalnızca. Yalnız. Yapayalnız bir biçimde. Özel olarak. Yanlız. Tek başına. Soyutlanmış.

Secludedness : Toplumdan uzak yaşama. Yalnızlık. Gözden saklanmış olma durumu. Diğer insanlardan ayrılmış olma durumu. Teklik. İnziva. İzolasyon. Soyutlanmışlık. Yapayalnızlık.

Secludes : Eve kapamak. Tecrit etmek. Ayırmak. Kimseyle görüştürmemek. Görüştürmemek.

Seclusiveness : Münzevilik.

Cheesecloth : Tülbent bezi. Tülbent.

Hearsecloth : Cenazelerde de tabutlara örtülen bez. Tabut örtüsü.

Seclusion : İnzivaya çekilme. Gözlerden uzak yer. Uzlet. Kapanma (bir yere). Bir köşeye çekilip yaşama. Çekilme (bir yere). İnziva. Toplumdan uzak yaşama. Seklüzyon. Halvet.

 

Unsecluded : İzole edilmemiş. Gözden uzak olmayan. Issız olmayan. Kuytuda olmayan. Mahrem olmayan.

İngilizce Seclude Türkçe anlamı, Seclude eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seclude ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Allows : Bırakmak. Koyvermek. Düşünmek. Hesaba katmak. Fikrinde olmak. Vermek. İtiraf etmek. Kabul etmek. Göz önüne almak.

Secluding : Ayırma. Görüştürmeme. Eve kapama.

Abstracts : Özetlemek. Damıtmak (biyoloji terimi). Özet çıkarmak. Bildiri özetleri. Çalmak. Aşırmak. Soyutlamak.

Ghettoize : Gettoya yerleştirmek. Gettolara yerleştirmek. Gettolaştırmak. İzole etmek (ayrıca ghettoise). Gettoya çevirmek.

Sequester : Canlılığını kaybetmiş kemik parçasını sağlam kısımdan ayırma. canlılığını kaybetmiş ve çevre dokulardan ayrılmış doku parçası, sekestrum. El koymak. İnziva. Müsadere. Sekester. Ayrı tutmak. Haciz.

Withdraw : Kabuğuna çekilmek. Çekinmek. Ayrılmak. Almak. Çekmek. Çekilmek. Geri almak. Geri çekmek. Geri çekilmek. Para çekmek.

Allocate : Yerini tayin etmek. Pay etmek. Paylaştırmak. Dağıtmak. Bölüştürmek. Tahsis etmek. Ayırtmak. Ödenek ayırmak.

Appropriate : El koymak. Tensip etmek. Sahipsiz birşeyi almak. İç etmek. Kendine ayırmak. Münasip. Kendine mal etmek. Özelleştirmek. Tasarruf etmek.

Insulates : İzolasyon. Yalıtım yapmak. Korumak. Yalıtmak. İzole etmek. Ayrı tutmak. İzolasyon yapmak.

Adjourn : Tehir etmek. Geciktirmek. Sonraya bırakmak. Geçmek (bir yere). Ertelemek. Ara vermek. Son vermek (oturum vs). Oturuma son vermek. Bitmek. Sona ermek (toplantı veya oturum).

 

Seclude synonyms : allocating, allot, retire, isolates, insulating, cloisters, excide, allocated, isolate, ghettoizes, abstract, allocates, appropriates, enisle, cloistering, cloister, enisled, allots, marginalise, hold incommunicado, allotting, appropriated, allow, allowing, ghettoizing, secludes, insulate, ghettoise, sequestrate, allocate to.

Seclude ingilizce tanımı, definition of Seclude

Seclude kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To withdraw into, or place in, solitude. To shut up apart from others. To separate from society or intercourse with others.