Seller türkçesi Seller nedir

  • Satıcı.
  • Dağıtımcı.
  • Satılan şey.
  • Satan kişi veya kurum.
  • Mal ve hizmet satan gerçek veya tüzel kişi.
  • Satan.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Bayi.

Seller ile ilgili cümleler

English: Her book quickly became a bestseller.
Turkish: Onun kitabı hızla çoksatar oldu.

English: Her new novel has become a best seller.
Turkish: Onun yeni romanı çoksatar oldu.

English: He began to suspect something was wrong when the seller didn't allow him to test the item before buying it.
Turkish: O, malı almadan önce satıcının onu test etmesine izin vermediğinde bir şeyin yanlış olduğundan şüphelenmeye başladı.

English: After considerable argument, the buyer and the seller finally came to terms.
Turkish: Hatırı sayılır bir tartışmadan sonra, alıcı ve satıcı anlaşmaya vardı.

English: His new novel has become a best-seller.
Turkish: Onun yeni romanı en çok satan bir kitap oldu.

Seller ingilizcede ne demek, Seller nerede nasıl kullanılır?

Seller market power : Piyasa gücü. Bir malı satan ya da satınalanların malın piyasa fiyatını veya miktarını etkileyebilme gücü.

Best seller list : Çok satanlar listesi.

Best seller : En çok satılan kitap. Çoksatar. Büyük bir ilgi uyandıran ve satışta ilk sırayı alan kitap. En çok satılan (kitap vb). En çok satan kitap. En çok satılan. Liste başı kitap.

 

Book seller : Kitapçı.

Flower seller : Çiçekçi (sokakta çiçek satan). Çiçekçi.

Shoe seller : Kavaf. Ayakkabıcı. Ayakkabı satıcısı. Kunduracı.

Voluntary seller : Bir varlığı kendi isteğiyle satan kimse. İstemli satıcı. Gönüllü satıcı.

Top seller : En çok satan ürün.

Sellers stain : Seller boyası. Metilen mavisi ve bazik fuksinin alkolde çözdürülmesiyle elde edilen ve kuduzun tanısında kullanılan, negri cisimciklerinin mor-mavi zemin üzerinde kırmızı renkte görüldüğü bir çeşit histopatolojik boya.

Prospective seller : Bir piyasaya henüz girmemiş ancak girmesi beklenen satıcı. Potansiyel satıcı.

İngilizce Seller Türkçe anlamı, Seller eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seller ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Releasers : Serbest bırakıcı. Yayımlayan subay. Serbest bırakan.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Subsidiary : Bağlı ortaklık. Muavin. Yardımcı. Ek. İkincil. Alt kuruluş. Tali. İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az %50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu ortaklık. sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan anonim şirketler. krş. kamu iktisadi müessesesi.

Selling agent : Satış acentesi. Satış temsilcisi.

 

Distributors : Distribütör. Dağıtıcı.

Disposers : Başından atan. Elden çıkarıcı. Çöp ezen makine. Başından savan kimse veya şey.

Trader : Ticaret adamı. Tecimen. Ticaret erbabı. Tacir. Borsa simsarı. Tecimsel işlerle uğraşan kişi. Tüccar. Gömlekçi. Ticaret gemisi.

Peddler : Dağıtıcı. Tablacı. Belli bir satış yerinde çalışmayan, tüketicinin bulunduğu yere giderek malını satışa sunan kimse. Lafçı. Seyyar satıcı. Çerçi. Bohçacı. İşporta işiyle uğraşan kişi.

Marketeer : Pazarlamacı.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Seller synonyms : underseller, slopseller, vendor, caterer, a shift in individual demand, retail dealer, a shift in demand, sellers, bargainor, merchant, wholesaler, dealer, a shift in supply, the fiend, releaser, concessioner, abnormal budget, pedlar, roundsman, marketeers, cheap jack, abnormal budget receipts, hawker, concessionaire, a pass through certificate, cosmetician, ticket agent, bagmen, a change in demand, bagman, ability rent, mongers, concessionaires.

Seller ingilizce tanımı, definition of Seller

Seller kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who sells.