Set up türkçesi Set up nedir

  • Birisine tuzak kurmak.
  • İyileştirmek.
  • Kurmak.
  • İleri sürmek.
  • Maddi yardım sağlamak.
  • İşe girmek.
  • Üzerine çıkarmak.
  • Durdurmak.
  • Açıklamak.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Dikmek.
  • Aday göstermek.
  • Yükseltmek.
  • Kırmak (rekor).
  • Saldırmak.
  • Başlamak.
  • Tuzak kurmak.
  • Yerleştirmek.
  • Gevşek dokulu ve daha çok göstermeci nitelikteki oyunda, başka oyunlardan ya da sahnelerden alınmış çeşitli yerleri, durumları, kişileri, belgeleri, film ve diyaları uyumlu bir biçimde birleştirmek.
  • Monte etmek.
  • Kurgulamak.
  • Geçindirmek.

Set up ile ilgili cümleler

English: Ali wants to set up a meeting.
Turkish: Ali bir buluşma düzenlemek istiyor.

English: A fact-finding committee was set up to determine the cause of the incident.
Turkish: Olayın nedenini belirlemek için bir gerçeği bulma komitesi kuruldu.

English: A committee has been set up to investigate the problem.
Turkish: Sorunu araştırmak için bir komite kuruldu.

English: Ali wants me to come to Boston to help him set up a new business.
Turkish: Ali yeni bir iş kurmasına yardım etmem için Boston'a gelmemi istiyor.

English: Ali set up a website for Mary.
Turkish: Ali Mary için bir websitesi kurdu.

Set up ingilizcede ne demek, Set up nerede nasıl kullanılır?

Set : Azimli. Batmak. Küme. Kalkan. Alışılmış. Etkilemek. Yapmacık. Dediğim dedik. İç dekoru. İçten olmayan.

 

Set up a business : İş açmak. İş kurmak.

Set up a home : Ev kurmak. Yuva kurmak.

Set up a roadblock : Yola bir engel yerleştirmek. Bariyer kurmak. Yol kapaması yapmak.

Set up in type : Dizmek.

Set up main document : Ana belgeyi ayarla.

İngilizce Set up Türkçe anlamı, Set up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boosted : Artırmak. Kaldırmak. Yukarıya itmek. Voltajını yükseltmek. Övmek. Reklamını yapmak.

Installing : Yükleniyor. Atamak.

Get a job : Bir iş bul. Belirli hizmet sunmak için istek almak (örneğin, iş sözleşmesi yapmak, ikram hizmetleri, vs.). Yararlı bir şey yapmak (argo terim). İş bulmak. Çalışacak iş bulmak.

Subsists : Mevcut bulunmak. İdare etmek. İle yaşamak. Geçinip gitmek. Geçinmek. Mevcut olmak. Var olmak. Kit kanaat geçinmek. Varlığını sürdürmek.

Attacked : Saldırıya uğramış. Hamle yapmak. Hücum etmek. Girişmek. Çatmak. Dil uzatmak. Eleştirmek. Taarruz etmek. Uğraşmak.

Bump up : Artmak. Çıkmak. Fırlamak. Yükselmek. Artırmak.

Absolute loader : Mutlak yükleyici. Salt yükleyici.

Embark upon : Atılmak. -e girişmek. Girişmek.

Nominates : Aday olarak göstermek. Tayin etmek. Atamak. Resmen kararlaştırmak. Aday belirlemek. Adaylığa seçmek. Adaylığını koymak. Görevlendirmek.

Assaults : Irza geçmek. Saldırı. Tartaklamak. Hücum etmek. Taarruz etmek. Üstüne varmak. Tecavüz etmek.

Set up synonyms : ambuscades, mounts, cast salt on the tail of, constructs, fictionalizing, domiciles, ambushing, access key, ambuscading, attack, domiciling, deposited, affirms, abolishes, ennobles, subsisting, fictionalizes, absolute device, bring about, asserted, cock, appoint, baulking, domicile, engraft, began, access control, baulks, brew, begins, cleanse, advance, domiciliate.