Shoots türkçesi Shoots nedir

  • Füze fırlatma.
  • Keresteyi rendeleme.
  • Fotoğraf çekme.
  • Atış.
  • Vurma.
  • Atma.
  • Filiz.
  • Avlak.
  • Çekim.
  • Vuruş.
  • Av.
  • Mesafe.
  • Fışkın.
  • Şiddetli akıntı.
  • Sürgün.
  • Ateş etme.
  • Budak.

Shoots ile ilgili cümleler

English: The hunter shoots deer and hares.
Turkish: Avcı tavşanları ve geyikleri vuruyor.

English: The volcano shoots out flames and lava.
Turkish: Yanardağ dışarıya alevleri ve lavları fırlatıyordu.

Shoots ingilizcede ne demek, Shoots nerede nasıl kullanılır?

Offshoots : Yan ürün. Yan çalışma. Bir ailenin dalı. Yan kuruluş. Dal. Sürgün. Soy. Filiz. Şube. Torun.

Overshoots : Aşırılığa kaçmak. İleriye atmak. Çok hızlı gidip kaçırmak. Hedeften öteye atmak. Aşma. Geçip gitmek. Geçmek. Aşırı salınım. Hedefi aşırmak.

Troubleshoots : Problemleri tespit etmek. Araya girmek. Arıza gidermek. Anlaşmazlıkları yatıştırmak. Sorunu gider. Sorun gider. Sorun gidermek. Aracılık etmek. Arıza bulma. Sorun giderme.

Shoot a basket : Basket atmak.

Shoot a film : Film çekmek. Film çevirmek.

Shoot a glance : Göz gezdirmek. Göz atmak.

Shoot along : Fırlatmak. Sevketmek. Atmak. Göndermek.

Shoot a line : Atıp tutmak. Desteksiz sallamak. Böbürlenmek. Cart curt ötmek. Caka satmak. Gösteriş yapmak. Kendini övmek. Methetmek. Boş keseden sallamak. Bol keseden atmak.

 

Shoot away : Ne kadar istersen ateş et. İstediğin kadar ateş et. Ateş. Ateş serbest.

Shoot ahead of : Geride bırakmak. Hızla geçmek. Fırlayıp geçmek.

İngilizce Shoots Türkçe anlamı, Shoots eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shoots ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Capita : Kısım. Kafa. Şahıslar. Baş. Dal. Segment. Üst kısım. Kafatası (latince). Bölüm.

Affinity : Eğilim. İlginlik. Yakın ilgi. Sevgi. Affinite. İlgi. İki kimyasal madde arasındaki karşılıklı çekicilik, eğilim, meyil. antijen ve antikor arasındaki bağlanma gücü. Evlilikte eşlerden biri ile öbürünün kan yakınları arasında kurulan yakınlık ilişkisi. Başka bir özdeği çekme, onunla birleşme eğilimi. Akrabalık.

Distance : Ara. Uzaklık. Uzakta tutmak. Uzağa koymak. Süre. İki kılıçoyuncusu arasında bulunması gereken en elverişli açıklık. Geçmek. Uzak olma. Fasıla.

Huntings : Avlama. Araştırma. Arama. Takip. Salınma girme. Avcılık. Boş hat arama. Avlanma. Çevrinme.

Gunfires : Silah ateşi. Ateş. Top ateşi.

Deportation : Yabancı uyruklu birinin bir ülke veya devletten kanun gücüyle çıkarılması. Sınırdışı. Tehcir. Sınırdışı etme. Sürgüne gönderme. Sınır dışı etme. Müebbet sürgün. Sürme. Sınır dışına çıkarma.

Draftings : İlk versiyonun bir tasarlaması. Çekme. Müsvedde. Teknik resim. Sanatsal çizimler veya şablonlar. Çizim. Yudum. Mekanik çizim.

Crusher : Kırıcı. Kırma makinesi. Darbe. Ufalayıcı. Ezici. Sıkma makinesi. Öğütücü. Konkasör.

Bump : Bindirmek. Çarpma. Kütlemek. Yumru. Şişlik. Gafleten. Vurmak. Çarpma sesi. Çarpmak.

 

Cion : Evlat. Oğul. Fidan. Soy. Torunlar.

Shoots synonyms : pip, sharpshoot, kill, impacting, chase, firing, chevy, banishment, drumstick, pickup, kneecap, intervals, margin, ejections, strike, offshoot, breadths, diarrheas, inning, preyed, buffetings, chases, hunt, ejecting, beating, gunfire, kills, caput, gun, projections, fling, ejection, journey.

Shoots zıt anlamlı kelimeler, Shoots kelime anlamı

Undershoot : Hedefe isabet ettirememek. Hedefe kısa kalmak. Hedefe kısa düşmek. Geç uyanmak. Hedefe kısa atış yapmak.

Whisper : Fısıltı. Hışırdamak. Fısıltı ile konuşmak. Kulağına söylemek. Fısıldamak. Fıs fıs konuşmak. Dedikodu. Fısfıs. Fısıldaşmak. İma.