Shuddering türkçesi Shuddering nedir

Shuddering ingilizcede ne demek, Shuddering nerede nasıl kullanılır?

Shudderingly : Titreyerek. Titrercesine. Ürpererek. Titremeyle. Zangırdayarak. Titreyen bir şekilde. Titreşerek.

Shudder : Ürperti. Tüyleri ürpermek. Ürpermek. Titreyiş. Titremek. İrkilmek. Titreme. Tüylerin ürpermesi. Ürperme. Zangırdamak.

Shuddered : Titremek. Ürpermek. Ürpermiş. Zangırdamak.

Shudders : Titremek. Titreyiş. Ürperme. Ürpermek. Titreme. İrkilmek. Ürperti. Tüyleri ürpermek. Zangırdamak. Tüylerin ürpermesi.

Shuddery : Titremeye sebep olan. Tüyler ürpertici. Titreme ile karakterize. Sallanmaya çalkalanmaya sebep olan.

The shudders : Sallamalar. İrkilmek. Titremek. Ürpermek. Çarpıntılar. Ürperti. Ürpertiler. Titreyiş. Tüyleri ürpermek. Titreme.

İngilizce Shuddering Türkçe anlamı, Shuddering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shuddering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Doddering : Titrek. Sarsak. Halsiz. Zayıf. Eli ayağı tutmayan. Bunak.

Quaker : Kuveykır. Bubi tuzağı. Bir hristiyan mezhebi. Bir protestan tarikatı üyesi. Siyah albatros.

Tremblier : Titreşen.

Quivering : Titrek. Titreşmek.

Aflutter : Çarpıntılı. Titreme halindeki. Titreyerek. Titreme halinde.

 

Tremble : Sakırdamak. Titreşmek. Ürperme. Ürperti.

Shudder : İrkilmek. Titreyiş. Ürperti. Ürperme. Tüyleri ürpermek. Tüylerin ürpermesi.

Fibrillating : Seğirmek (tıp veya medikal terimi). Şiddetlice sarsmak.

Clank : Şakırdatmak. Çınlama. Şakırdamak. Şıkırtı. Şakırtı. Madeni ses çıkarmak. Şıkırdatmak. Tangırdamak. Madeni ses.

Shuddering synonyms : didder, crept, flickers, fibrillated, shuddered, fremitus, fluttered, thrilling, shudders, trembles, jiggled, flickering, shaking, tremble all over, flicker, the shudders, dithered, fibrillate, clonicity, fluttery, aquiver, quavering, oscillatory, bicker, flutter, shiver, bickers, jiggles, clanked, dithers, clanks, flickered, dither.

Shuddering zıt anlamlı kelimeler, Shuddering kelime anlamı

Steady : Sağlam. Muntazam. Sabit kılmak. Sürekli. Kıpırdamamak. Mazbut. Sevgili. Dost. İstikrar. Susun.