Silicula türkçesi Silicula nedir
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Silikula.
- İki karpelden oluşan ve karpellerin arasında yalancı bölme bulunan, boyu eninin üç katından fazla olmayan açılan kuru meyve.
Silicula ingilizcede ne demek, Silicula nerede nasıl kullanılır?
Silica : Silis. Taşların yapısında bulunan bir madde. pirinç kabuklarında bulunan ve sindirilemeyen bir element. Silika.
Silica gel : Silis jölesi. Silika peltesi. Silis jeli. Kolon ve ince tabaka kromatografisinde iyonik olmayan organik maddeleri ayırmak için kullanılan adsorbant bir madde. silikagel. Silikajel. Silis peltesi. Silika jeli.
Silicagel : Siq2; uygun etkinleştirme yöntemleriyle iyi bir yüze tutucu olarak görev yapan ve özellikle gazlardaki nemi almak için kullanılan, pelte olarak çöktürülmüş, gözenekli silis. Silika peltesi.
Silicas : Silis. Çakmaktaşı. Silika. Kuvars gibi silisyumun oksijenli bilişimlerine verilen ad. Kum. Silisyum dioksit. Kum çakmaktaşı kuvars gibi silisyumun oksijenli bilişimlerine verilen ad.
Silicate : Silikat. Silisik asitten türeyen tuz. Silisik asit tuzu.
Silicatization : Silikatlaşma.
Silicide : Silisli bileşim. Silisit. Silisid. Silisyür.
Silicate mantle : Silikat kabuğu. Taşyuvarın altından, 2.900 km. derinlikteki süreksizlik yüzeyine uzanan yer katı.
Silicic acid : Silisik asit. Asit. Silisit asit.
Siliceous : Silisyumlu. Silisiyöz. Silica içeren. Silisli.
İngilizce Silicula Türkçe anlamı, Silicula eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Silicula ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.
Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.
Abiotic environment : Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Abiyotik ortam.
Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Yerdomuzu.
Aardvark : Karınca yiyen. Yer domuzu. Borudişli. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür.
A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri.
Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.
Silicula synonyms : siliqua, a protein, a site, aardwolf, capsule, abacus bodies, acacia, a chromosome, silique, silicle.
Silicula ingilizce tanımı, definition of Silicula
Silicula kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A silicle.

Bu kısımda Silicula kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Silicula ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Silicula anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Silicula ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.