Six türkçesi Six nedir
Six ile ilgili cümleler
English: A hexagon has six sides.
Turkish: Bir altıgenin altı yanı var.
English: A triangle has three angles, and a hexagon has six angles.
Turkish: Bir üçgenin üç açısı ve altıgenin altı açısı vardır.
English: A fast walker can walk six kilometers in an hour.
Turkish: Hızlı bir yürüyücü bir saat içinde altı kilometre yürüyebilir.
English: A monarch had six sons.
Turkish: Bir padişahın altı oğlu varmış.
English: A pillow at six o'clock in the morning has got the biggest gravity in the world.
Turkish: Sabah altıda, bir yastık dünyadaki en büyük cazibeye sahiptir.
Six ingilizcede ne demek, Six nerede nasıl kullanılır?
Six by nine : Altıya dokuz ebadında.
Six days war : Altı gün savaşı. İsrail ile onu çevreleyen arap ülkeleri arasında 1967 haziran'ında altı gün süren savaş.
Six footer : Altı foot boyunda kimse. Uzun boylu kimse. Altı foot uzunluğunda kimse.
Six gill cowshark : Köpek balıkları (selachii) takımının, altı yarıklıgiller (hexanchidae) familyasından, 6-8 m kadar uzunlukta, atlantik, hint okyanusu ve akdeniz'de yaşayan bir balık türü. Altı yarıklı balık.
Six of one and half a dozen of the other : .
Eighty six : (argo terim) müşteriye hizmet etmemek (restoran bar dükkan vs'de). Dışarı atmak. Gözden çıkarmak. 86. Seksen altı. Çıkarmak. Atmak. Birini başından defetmek.
Six pack : Altılı grup. Paketlenmiş ve bir arada satılan altı şişe veya altı kavanoz içecek (öz. bira). Altı maddelik grup. (argo terim) erkeklerin iyi gelişmiş mide kasları.
Six shooter : Altıpatlar.
Europe of the six : Altılar avrupası.
Thirty six situations : On sekizinci yüzyılda yaşamış ünlü italyan yazan gozzi'nin önerdiği ve sonradan komedya yazan carlo'nun bölümlediği otuz altı konu şunlardır : dilek : bir zorba, bir dilenci, bir değişmeyen güç vardır. (örnek : öripides, oidipus kolonos'ta); 2 -kurtarma : bir kurban, bir gözdağı veren, bir de kurtarıcı bulunur. (örnek : wagner, lohengrin) ; 3 - öç alma : var olan bir suçun çevresinde, bu suçu işleyenle öç almak isteyen karşı karşıya gelir. (örnek : shakespeare, venedik taciri); 4- kan davası : aileler ya da kişiler arasındadır, (örnek : öripides elektro); 5 - oeza : bir kaçak, bir de kaçağı yaklamayı ve cezalandırmayı amaçlayan bir kimse ya da güç bulunur. (örnek : tirso de molina don juan); 6 -büyük talihsizlik : iyi bir kimsenin talihsizliğe ve yenilgiye uğraması durumu (örnek : shakespeare, ıı. richard); 7-kurban : ezenle ezilen güçler vardır. (örnek : maeterlinck, körler); 8 - başkaldırı : bir tiran ve bu tirana karşı başkaldıran bir kahraman görülür. (örnek : schiller,. wilhelm tell); 9-tehlike : yüreklilik ve gözüpeklikle tehlikeye -atılma durumu -(örnek : goethe, faust)', 1 - kız kaçırma : kaçırma olayı çoğu kez kızın erkeği isteme siyle ortaya çıkar, (örnek : mozart, saraydan kız kaçırma); 1 çözümlenimesi gereken sorun : bir soruyu soranla, o soruyu yanıtlayan yer alır. (örnek : gozzi, turandot); 12 - karşılık bekleme : bir davranışa karşılık bir şey bekleme durumu (örnek : oscar wilde, salome)', 13 - yakınına güdülen kin : kardeşin kardeşe, oğlun ya da kızm babaya kin gütmesi gibi (ör nek : shelley, the cenct); 14-yakınlar arasında yarışma: kadın ya da iş konusunda yakınlar arasında yarışma (örnek : vol- taire'in çoğu yapıtları); 15 -sonu kanlı biten zina : aldatılan koca ya da karı, ölüm ya da öldürmeyle biten zina durumu (örnek : gozzi, zübeyde); 16- delirme : bir deli ve bir de kur ban bulunur. (örnek : ıbsen, hedda gabler); 17- kötü sonuç lanan akılsızlık : bir kişinin ahlaksızlığından doğan kötü so nuçlar ve başka birinin de bundan zarara, uğraması durumu (ör nek : ibsen, yaban ördeği); ı8 -bilmeden yasak aşk : kar deşe, anaya ya da babaya bilmeden aşık olmak (örnek : schiller, messinah gelin); 19-bilmeden yakınını öldürme : yakı nım bilmeden öldürme ve iş işteiı geçtikten sonra bunu öğrenme durumu (örnek: öripides, tphigenia tauris); 20 - bir ülkü uğruna kendini feda etme : bu durumu işleyen oyunlar daha çok siyasal ya da dinsel temaları kapsar (örnek : corneille'in çoğu tragedyaları); 21 -yakını için kendini feda etme ; çok sevdiği biri için adım, -sanını, uğraşım, parasını, toplumsal durumunu feda etme (örnek : shakespeare, kısasa kısas); 22 - her şeyi aşkına feda etme : aşkı için geleceğini, sağlığını, görevini ya da tahtını feda etme (örnek : daudet, l'arlesienne) ; 23 - görev uğruna yakınını feda etme : görev uğruna .aşkını, yakınını feda ya da kurban etme durumu (örnek : öripides, ıphigenia aulis); 24 -eşit olmayan kimseler arasında yarışma: yoksulla varsıl, kralla silahşor, aristokratla köylü vb. arasındaki yarışma durumu (örnek : schiller, maria stuart); 25 - zina; birbirini aldatan karı koca (örnek : lessing, m/55 sara simpson), 26-erotik suç : bu da sekiz kesimde ele alınmıştır : a) onanizm (dramatizasyonu olmaz), b) yosmalık, c) zina, ç) sapık ilişki (oğlun anaya, kızkardeşine duyduğu aşk gibi), d) eşcinsellik, e) sodomi, f) küçük çocukların erotizmi (dramatizasyonu olmaz), g) öteki sapıklıklar; 27 -sevilen bir insanın kötü yanının öğrenilmesi : on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda sık kullanılmış tipik dramatik durum (örnek : shaw, bayan warren'in ugraşı); 28 - yasak aşk : sevenler ve buna engel olmak isteyenler arasında çıkan çatışma durumu, (örnek : shakespeare, romeo ile juliet); 29- düşmanını sevme : birbirine düşmanlığı olan aile üyelerinin ya da toplum bireylerinin sevişmeleri (örnek : kleist penthesilea); 30- hırs : tutkulu bir karakterin yarattığı durum (örnek : shakespeare, macbeth); 3 (tanrıyla çatışma : antik tiyatroda sık rastlanan, tanrılarla çatışma durumları (örnek : aiskhilos, prometheos) ; 32 - kıskançlıktan oluşan yanlışlık : kıskananın, bu duygusundan dolayı yanlış şeyler yapması durumu (örnek : schiller, hile ve sevgi); 33-yargısal yanlışlık : asıl suçlunun yakalanmayıp suçsuz birinin cezalandırılması durumu (örnek : gozzi, sepet); 34-vicdan azabı : suçlu, kurban ve tanık arasındaki çatışmadan doğan vicdan azabı (örnek : ıbsen, rosmersholm); 35 -yeniden buluşma : kahramanın uzun bir süredir göremediği kimseyi bulması durumu (örnek : shakespeare, pericles); 36 -acılı ya da yaslı olma: kahramanın, çocuklarının öldürüldüğünü görmesiyle ortaya çıkan duruma benzeyen çeşitli durumlar (örnek : maeterlinck, yedi prenses). Otuz altı durum.
İngilizce Six Türkçe anlamı, Six eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Six ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Half a dozen : Yarım düzine.
Senary : Altışar.
Figure : Biçim. Şahsiyet. Görünmek. Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye ve birkaç değişken arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgisel anlatım türü. Pos. Önemli kişi. İnanmak. Sayıları gösteren simgelerden her biri. Fiyat. Endam.
Sextet : Altı söyleyici için müzikal beste. Altılı ses. Altılı grup. Altı çalgılık hava. Altı ikili öğeden oluşan çoklu. Altı bitlik sayı.
Hexad : Altı numarası. Altılık türküm. Heksad. Altılık grup.
Sestets : Altı sesli parça. Altı kişilik grup.
Vi : (roma rakamı) 6 rakamı.
Sixer : 6 ay hapis cezası. Krikette altı koşuluk vuruş. Krikette 6 koşuluk vuruş.
Hexastich : Altı kıtalık.
Half dozen : Yarım düzine.
Six synonyms : 6, captain hicks, sise, sextettes, sixing, sextets, digit, sextuplet, sextette, hexa, cardinal, sixes, sixfold, sixths, sixth, sestet, under.
Six zıt anlamlı kelimeler, Six kelime anlamı
Ordinal : Sıralı. Sıra sayı gösterimi 1. Sıra gösteren. Sıra. Sıra sayısı. Sıra belirten. Takımla ilgili. Sırasal. 2. Takıma ait.
Six ingilizce tanımı, definition of Six
Six kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The sum of three and three. Six units or objects. As, six yards. Twice three. The number greater by a unit than five. One more than five.

Bu kısımda Six kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Six ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Six anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Six ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.