Skint türkçesi Skint nedir

Skint ingilizcede ne demek, Skint nerede nasıl kullanılır?

Skintight : Çok dar. Çok dar (giysi). Vücuda oturan. Dapdar (giysi). Vücuda adeta yapışan. Bedeni sımsıkı saran. Daracık.

Skin a flint : Herşeyi para için yapmak. Taşın derisini yüzmek.

Skin alive : Hala hayatta iken birinin derisini yüzmek. Korumak. Kurtarmak. Çiğ çiğ yemek. Yenilgiye uğratmak. Canlı canlı derisini yüzmek.

Skin and bone : O kadar zayıf ki kemiklerini görebilirsin. Aşırı zayıf. Deri ve kemik. Bir deri bir kemik.

Skin and bones : Bir deri bir kemik. Çok ince.

Skin color : Cilt rengi. Ten rengi.

Skin cancer : Cilt kanseri. Deride kötü huylu tümör. Deri kanseri.

Skin diver : Aletsiz dalan kimse. Aletsiz dalgıç. Balıkadam. Balık adam.

Skin colour : Cilt rengi. Ten rengi.

Skin disease : Cilt rahatsızlığı. Cilt sorunu. Cilt hastalığı. Temriye. Cilt problemi. Deri hastalığı.

İngilizce Skint Türkçe anlamı, Skint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Skint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

On the rocks : Para sıkıntısında. Kayalara bindirmiş. Bol buzlu viski. Buzlu (içecek). Buzlu. Sallantıda.

Strapped : Bantlamak. Sarmak (yara). Kayışla bilemek. Bağlı. Kayışla bağlamak. Kayışla dövmek.

 

Empty pockets : Hiç parası olmayan. Parasız. Beş kuruşsuz. Boş cepli.

Boracic : Borasik. Borik. Borakslı.

Bust : Batmak. Mahvetmek. Sona ermek. Patlatmak. Becerememek. İflas etmek. Tartışmak. Bozmak. İflas ettirmek. Bozulmak.

Stony broke : Parasız. İp ipullah sivri külah. Beş parasız. Züğürt.

Broke : Eli boş. İflas etmiş. Kesik. Züğürt. Beş parasız. Parasız. Yolsuz.

Destitute : Fakir. Mahrumiyet. Dımdızlak. Muhtaç. Yoksun. Boynu bükük. Mahrum. -den yoksun. Yoksul.

Not worth a red cent : Değersiz. Beş para etmez.

Flat broke : Beş kuruşsuz. Metliksiz. Beş parasız.

Skint synonyms : empty pocketed, penniless, impecunious, stone broke, poor, dead broke, hard up, broke to the wide.

Skint zıt anlamlı kelimeler, Skint kelime anlamı

Rich : Bol. Canlı (renk). Ağır (yiyecek). Bereketli. Gür. Zengin. Anlamlı. Değerli. Esprili. Besin değeri yüksek.