Sleet türkçesi Sleet nedir

  • Çepel.
  • Ebebulguru.
  • Sulu sepken yağmak.
  • Sulusepken.
  • Sulu kar.
  • Sulusepken kar.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Sulu kar yağmak.
  • Kırcı olayının az yeğin biçimi, bk. kırcı.
  • Karla karışık yağmur.
  • Sulu sepken.
  • Çıvgın.
  • Sulusepken yağmak.
  • Dolu.

Sleet ingilizcede ne demek, Sleet nerede nasıl kullanılır?

Sleeted : Sulusepken yağmak. Sulu kar ile kaplı. Sulu kar yağmak.

Sleetier : Karla karışık yağmur. Sulu kar gibi. Sulusepken gibi.

Sleetiest : Sulu kar gibi. Karla karışık yağmur. Sulusepken gibi.

Sleeting : Sulusepken yağmak. Sulu kar yağmak. Sulusepken yağma. Sulu kar yağması.

Sleets : Dolu. Çıvgın. Sulu kar yağmak. Sulusepken kar. Karla karışık yağmur. Sulusepken. Sulusepken yağmak. Sulu sepken yağmak. Sulu sepken. Sulu kar.

Sleekest : En pürüzsüz. İpek gibi. En parlak. Yüze gülücü. Şık. Parlak tüylü. Pırıl pırıl. Besili. Gösterişli. Yağcı.

Sleeking : Perdahlamak. Parlatma. Şıklaştırma. Pürüzsüzleştirme. Parlatmak. Düzlemek. Pürüzsüzleştirmek.

Sleekly : Parlak bir şekilde. Parlak bir biçimde. Düzgün bir şekilde. Pürüzsüz bir şekilde. Gösterişli bir biçimde. Pürüzsüz olarak. İpeksi bir şekilde. Gösterişli bir şekilde.

Sleeks : Parlak (saç vb). Tüyleri parlak. Şık. Perdahlamak. Kaypak. Parlatmak. Parlak tüylü. Besili. Düzlemek. Pürüzsüzleştirmek.

 

Sleek : Parlak tüylü. Perdahlamak. Parlak (saç vb). İpek gibi. Parlak. Gösterişli. Parlatmak. Pırıl pırıl. Pürüzsüz. Tüyleri parlak.

İngilizce Sleet Türkçe anlamı, Sleet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sleet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Afforestation : Bir bölgenin ağaçlandırılması. Ağaçlandırma. Orman yetiştirme. Ormanlaştırma. Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma.

Miring : Çamur bulaştırmak. Pislik. Çamurlamak. Çamura batırmak. Batak. Çamura saplamak. Çamura batmak. Çamura saplanmak. Çamur.

Sleety : Sulu kar gibi. Sulusepken gibi.

Crammed : Tıkış tıkış.

A load of : Bir sürü.

Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.

Precipitation : Çöküntü. Eriyebilir antijenlerin antikorlarla çözünmez çökelti oluşturması, presipitasyon. Temel direk. Düşme. Havadaki su buğusunun yoğunlaşma sonunda sıvı ya da katı durumda yere düşmesi, bk. yağmur, kar, dolu. Presipitasyon. Çökelim. Acele. Bir çözeltide çözünmüş özdeğin katı halde ya da havadaki nemin sıvı ya da katı halde ayrılma süreci. Aşağı düşme.

Filth : Açık saçıklık. Püsür. Kirlilik. Pasak. Müstehcen film. Bozuk ağız. Ağzı bozukluk. İğrenç. Kir.

Ageing of the population : Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması. Nüfus yaşlanması.

 

Sleet synonyms : brimful of, downfall, graupel, agricultural specialisation, filled, chiffchaff, sleeting, mire, muck, fraughts, bad weather, alluvial deposit, fraught with, agricultural production, grimed, aluvial terrace, abounding, mucked, sleets, come down, abrasion platform, agrarian geography, sleeted, dark, fraught, filths, muds, agricultural co operative, altimetric profile, covered with, aboriginal population, fall, soft hail.

Sleet ingilizce tanımı, definition of Sleet

Sleet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hail or snow, mingled with rain, usually falling, or driven by the wind, in fine particles. To snow or hail with a mixture of rain. The part of a mortar extending from the chamber to the trunnions.