Slip on türkçesi Slip on nedir

Slip on ile ilgili cümleler

English: Slip on your shoes.
Turkish: Ayakkabılarını giy.

English: Don't slip on the ice.
Turkish: Buzun üstünde kayma.

English: This kind of shoe is apt to slip on wet ground.
Turkish: Bu tür ayakkabı ıslak zeminde kayma eğilimindedir.

English: Everyone in the room burst out laughing when they saw Tom slip on the banana peel.
Turkish: Tom'un muz kabuğunda kaydığını gördüklerinde odadaki herkesin gülmekten gözleri yaşardı.

Slip on ingilizcede ne demek, Slip on nerede nasıl kullanılır?

Slip : Hata yapmak. Çıkarmak. Geçirmek. Gizlice vermek. Yanılmak. Alışverişlerde ödenen vergi dahil paranın miktarını, malın cinsini, firma adını ve alışveriş tarihini gösteren belge. krş. fatura. Çözülmek. Sıyırmak. Kötüye gitmek (durum). Kaymak.

On : Esnasında. Olmakta olan. Çakırkeyif. Yanmak. Civarında. Yönünde. Devrede. Hazır. Makbul.

Slip ons : Giymek. Geçirmek. Giymek (giysiyi).

Slip a cog : Yanlış yapmak (argo terim). Hata yapmak.

Slip away : Sıvışıp gitmek. Dikkati çekmeden sessizce gitmek. Süzülmek. Gözden kaybolmak. Sıvışmak. Savuşmak. Yan çizmek. Tüymek.

Slip back : Geriye doğru kaymak.

İngilizce Slip on Türkçe anlamı, Slip on eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Slip on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Communicates : Birbirine açılmak. İletmek. Temasa geçmek. Bağlantılı olmak. Haberleşmek. Anlatmak. Bulaştırmak. Komünyon vermek. Tebliğ etmek.

Communicate : İblağ etmek. İletişim kurmak. Haberleşmek. Nakletmek. Komünyon vermek. Anlatmak. İletmek. Birbirine açılmak (odalar). Tebliğ etmek. Birbirine açılmak.

Dress : Kıyafet. Giydirip kuşatmak. Resmi giyinmek. Şekil vermek. Pansuman yapmak (yaraya). Rendelemek. Giysi. Gece elbisesi giymek. Giyinmek. Temizlemek (tavuk veya balık vb'ni).

Coming through : Başarmak. Üstesinden gelmek. Sonuca ulaşmak. İyileşmek. Atlatmak.

Endue : Üzerine almak. Elbise giymek. Bazı vasıflarla veya yeteneklerle donatmak. Vermek. Giyinip kuşanmak. Örtmek. Sağlamak (bazı şeylerle). Üstlenmek. Giydirmek.

Deal a blow : Bir kimseyi veya bir şeyi vurmak. Darbe indirmek.

Come through : Başarmak. Kendinden bekleneni yapmak. Sonuca ulaşmak. İyileşmek. Kendini belli etmek. Yaşamak. Başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak. Becermek. Atlatmak.

Dresses : Hizalanmak. Giyinmek. Giydirip kuşatmak. Süslemek. Giydirmek. Gece elbisesi giymek. Pansuman yapmak. Şekil vermek. Resmi giyinmek.

Conduct : Elektriği iletmek. Davranış. Sevk ve idare etmek. Rehberlik etmek. Yönlendirmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yürütmek. Yönetmek. Davranım. İletmek.

Donned : Kuşanmak veya giyinmek. Öğretmen. Öğretim görevlisi. Bey. Don. Uzman. Giydirmek. Giyinmek. İspanyol efendisi.

Slip on synonyms : endues, slip into, communicated, indued, carries, donning, cross, have on, crossest, indues, slip ons, have something on, draw on, dons, carried, carry, bashes, bash, conducts, indue, bashed, get on, don, get into.