Slow down türkçesi Slow down nedir

Slow down ile ilgili cümleler

English: Tom, can you slow down a little?
Turkish: Tom, biraz yavaşlayabilir misin?

English: Can you slow down a little?
Turkish: Biraz yavaşlar mısın?

English: Would you slow down a little?
Turkish: Biraz yavaşlar mısınız?

English: Please slow down when getting close to the intersection.
Turkish: Lütfen kavşağa yaklaşırken yavaşla.

English: When you are driving, you should slow down on corners.
Turkish: Araba sürerken virajlarda yavaşlamak zorundasınız.

Slow down ingilizcede ne demek, Slow down nerede nasıl kullanılır?

Slow : Acelesiz. Geç olan. Uzun süren. Geç anlayan. Ağır. Geri kalmış. Kesat. Hızı azaltan. Eli ağır. Sıkıcı.

Down : Alaşağı etmek. Çökmek. İndirmek. Yere yıkmak. Aşağısına doğru. Aşağıya doğru. Beri. Yere sermek. Boyunca.

Slow down strike : İşçilerin işlerini bırakmayıp çalışmayı yavaşlatarak üretimi düşürmeye yönelik yaptıkları işbırakımı. Yavaşlatma işbırakımı.

Be unable to slow down : Hızını alamamak.

Slow acting : Yavaş etkili.

Slow and steady wins the race : Yavaş ama istikrarlı olan yarışı kazanır.

 

İngilizce Slow down Türkçe anlamı, Slow down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slow down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Harshening : Sertleştirmek. Pürüzlendirmek.

Downshifted : Çok kazandıran stresli bir işten hayatın diğer (maneviyat sağlık vs'ye önem veren ama para ve varlığa odaklanmayan) alanlarında daha çok avantaj sağlayan bir işe geçiş yaparak yaşam tarzını değiştirmek. Etkilerini azaltmak. Aracın vitesini düşürmek. İyi maaşlı bir işi bırakıp daha az stresli olan bir işi seçmek. İyi maaşlı bir işi bırakıp daha az kazandıran ve stressiz bir işi tercih etmek. Vites küçültmek. Vites küçültme. Bir şeyin hızını düşürmek.

Slows : Kesat. Geri kalmış. Ağır. Zor anlayan. Yavaş. Acelesiz. Bati.

Ease up : Gevşemek. Yumuşatmak. Bir kimseye yer sağlamak için kaymak. Yoğunluğu indirmek. Gevşetmek. Daha az yoğun olmak. Baskıyı azaltmak. Genişlemek. Yoğunluğu azaltmak.

Slowed down : Yavaşlamış.

Decelerate : Hız kesmek. Hızı azalmak. Hız azaltmak.

Go slow : İşi ağırdan alma. Ağırdan almak. Acele etmemek. İş yavaşlatma eylemi. Yavaştan almak.

Alleviate : Azaltma. İçine su serpmek. Azalma. Hafifletmek. Teskin etmek. Yatışma. Yüreğine su serpmek. Azalmak. Hafifletme.

Abate : Azalmak. Eksilmek. Yatıştırmak. Hafifletmek. Ceza indirimi yapmak. Dinmek. Dindirmek. Yürürlükten kaldırmak. (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi).

Burden with : Basınç uygulamak. Bunaltmak. Sıkmak. Bir yük koymak.

Slow down synonyms : slacken, gear down, damp, burthen, moderate, feel relieved, slack up, retards, damps, retard, ease down, get heavy, exacerbates, abating, harshen, slowing up, retarded, grind to a halt, slackens, harshens, slow up, downshifts, weighting, alleviates, aggravate, harshened, relax, downshift, grege, lighten, abates, moderates, ease off.